olympos antik kenti kumluca antalya antalyakulturvarliklarienvanteri orhandenizkaplan denizkaplan
Antik LimanlarKumluca

Olympos

Antalya ili, Kumluca ilçesi sınırları içerisinde, Beydağları Millî Parkı içindeki 3 kilometrelik Çıralı kumsalının güneyinde konumlanan Musa Dağı'nda kurulmuş olan Korykos isimli dağ yerleşimine hizmet vermiş bir liman yerleşimidir.

Paylaş

Olympos; Antalya ili, Kumluca ilçesi sınırları içerisinde, Beydağları Millî Parkı içindeki 3 kilometrelik Çıralı kumsalının güneyinde konumlanan Musa Dağı’nda kurulmuş olan Korykos isimli dağ yerleşimine hizmet vermiş bir liman yerleşimidir. MÖ 300’lü yıllarda limanın artan önemi nedeniyle Musa Dağı’nda yaşayan Korykos halkı kıyıya inmiş, küçük liman kentini Olympos adıyla kalkındırarak bölgedeki yoğun imar faaliyetleri ile kenti büyütmüşlerdir. Antik Likya coğrafyasının doğu kentleri arasında yer alan Olympos, Helenistik Dönem’de Likya Birliği içerisinde üç oy kullanma hakkına sahip olan altı ayrıcalıklı kentten biri olmuştur. Helenistik ve Roma dönemi yapılarıyla dikkat çeken Olympos’ta, Likya Birliği üyesi olmasına rağmen Likyalılara ait doğrudan herhangi bir ize rastlanılmamıştır.

Olympos Antik Kenti sınırları içerisinde Likya kültürüyle doğrudan ilişkilendirilebilecek herhangi bir maddi kalıntıya rastlanılmamıştır. Fakat Olympos’un egemenlik alanı içerisinde, kentin kuzeybatısındaki Asartaş Tepesi üzerinde kurulmuş yerleşimde yer alan Topal Gâvur Mezarı, Likya kültürü ile bağlantı kurulmasını sağlayan bir unsurdur. Asartaş Tepesi’nin güneybatısında yer alan Likçe yazıtlı ev tipi mezarlar ise ilişki kurulmasını sağlayan bir başka kanıttır. Kentin güneyinde yer alan Musa Dağı Cıngırık Tepesi’nde tespiti yapılan, Mithrapata ve Aruwatijesi’ye ait 68 adet gümüş sikkeden oluşan define grubu, Likya dönemine ışık tutan bir diğer veridir. Kentin güneyinde yer alan poligonal sur duvarları, Helenistik Dönem özelliği gösteren en belirgin kalıntılardır.

Olympos kentinin ortasından geçen Olympos Çayı, Antik Çağ’da da kenti ikiye bölmüştür. Kentin kuzeyinde Ulupınar Çayı yer almaktadır. Olympos kentine batıdan gelen yol, Akçay Vadisi’nin yamaçlarını izleyerek denize ulaşmadan, en dar yeri olan Kavuşuk Boğazı’ndan geçmektedir. Kentin güneyinde Sepet sırtıyla başlayan dik yükselme, Musa Dağı’nda 568 metrelik bir yükseltiye ulaşmaktadır. Kuzeyindeki dik yamaç ise Onur Dağı’nın güney tarafıdır. Batıda Göl Bükü Tepesi yer almaktadır. Kentin doğusu Akdeniz’e açılır. Olympos bu konumu ile dağlar arasında gizlenmiş olup denize açılan bir vadinin iki yanında yer almaktadır.

Olympos adının kaynağı ve anlamı büsbütün açıklanmamışsa da eski Anadolu dillerinden geldiği ve genellikle “Yüksek Dağ, Ulu Dağ” anlamında kullanıldığı anlaşılmaktadır. Likya’daki bu Olympos kentinin de ismini, yaklaşık 10 km uzağındaki 2.375 metrelik doruğu ile Beydağları’nın sahile en yakın ve en yüksek tepesi olan Tahtalı Dağı’ndan almış olduğu düşünülmektedir. Ancak bazı araştırmacılar Olympos Dağı ile Musa Dağı’nı özdeşleştirmişlerdir. Kentin kesin kuruluş tarihi bilinmemektedir. Tarih sahnesinde Olympos, Likya Birliği içinde bastığı sikkeler ile MÖ 168-78 yıllarında ilk kez görülmüştür. Olympos bu birlik içerisinde 3 oy hakkına sahip 6 ayrıcalıklı kentten biridir. MÖ 80 yılında kent; Phaselis ve ayrıca Kilikya’dan gelen, Pontus Kralı VI. Mithridates ile Ermeni Kralı Tigranes tarafından tanınan korsanların eline geçmiştir. Kilikyalı korsanların en ünlülerinden Zeniketes, Olympos yakınlarında bir kalede yaşamıştır. Anadolu kıyılarındaki ve dağlık bölgelerdeki karışıklıklar üzerine bölgeyi korsanlardan temizlemek amacıyla Romalı komutan ve senatör Publius Servilius Vatia komutasındaki Roma Donanması, MÖ 78 yılında Tarentum’dan yola çıkmıştır. Doğu Likya’daki korsanlara saldıran Servilius, Gelidonya Burnunda yapılan üç deniz savaşını da kazanarak Zeniketes’in ünlü şatosunu yerle bir etmiştir. Zeniketes’in ölümünden sonra komşu kentlerle beraber Olympos da Roma’nın Kilikya eyaletine bağlanmış ve birlikten çıkarılmıştır. Bu tarihten sonra tekrar birliğe alınmayan Olympos sikke basamamıştır. Ancak 1990 yılında açılan anıt mezarda bir likiyarkın (Likya Birliği başkanı) ismi geçmektedir. Roma İmparatorluk Dönemi’nde tekrar eski önemini kazanan kenti, İmparator Hadrianus ikinci Anadolu seyahatinde ziyaret etmiştir. Bu dönemde kent, söz konusu ziyaretin onuruna Hadrianopolis olarak adlandırılmıştır. Kentte bulunan bir yazıtta da İmparator Marcus Aurelius onuruna dikilmiş bir heykelden bahsedilmektedir.

Olympos’un günümüze ulaşan eser ve kalıntılarının çoğu Roma ve Doğu Roma (Bizans) dönemlerine aittir. Kentteki en yoğun yerleşim, ortasından akan Göksu Çayı’nın her iki yakasında gerçekleşmiştir. İlk yerleşimin, antik dönemde ulaşım için de kullanılan çayın ağzına yakın konumdaki akropolde olması muhtemeldir. Şehir zamanla Göksu Çayı vadisine yayılıp genişlemiştir. Kalıntılar arasında en önemlileri, çayın güney yakasındaki; Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanılan oda mezarları ve Likya tipi lahitlerin oluşturduğu nekropol alanı; Helenistik Dönem’de inşa edilip daha sonraki dönemlerde birtakım eklerle kullanılan tek kavealı tiyatro, sütunlu cadde ve buna açılan eksedra ile hamam ve rıhtım kalıntılarıdır. Kuzey yakasında ise akropol, in antis planlı İon tapınağı ve mozaikli ev yer almaktadır.

Olympos Çayı üzerinde kentin her iki yakasını birbirine bağlayan Olympos Köprüsü’nden günümüze sadece köprü ayağı ulaşabilmiştir. Kentin kuzeyinde, Roma İmparatorluk Çağı’nda Likya Birliği Başkanlığı yapmış Olymposlu Marcus Aurelius Arkhepolis’in aile mezarlığı bulunmaktadır. Helenistik Dönem krallarından biri olan Antimachos’un lahdi ise bu aile mezarlığının karşısında yer almaktadır. Lahit, MS 2. yüzyıla tarihlendirilmektedir. 1990 yılında Olympos Limanı’nda yapılan kazı çalışmalarında, tonoz içerisinde 2. ve 5. yüzyıllar arasına tarihlendirilen liman anıt mezarları ortaya çıkarılmıştır. Birinci liman anıtsal mezarı, Marcus Aurelius Zosimas isimli bir Olymposluya aittir. Lahdin güneye bakan ön yüzündeki bir bölüm kırılmıştır. Kaptan Eudemos’un Lahdi olarak adlandırılan lahit, girişin hemen karşısında ve kuzey duvara yakın konumlanmıştır. Bu lahdin üzerinde bir gemi kabartması yer almaktadır. Yelkensiz, direksiz ve küreksiz olan geminin üzerinde bir Aphrodite kabartması bulunmaktadır. Tabula ansata’nın sağ tarafında dört satırlık bir şiir yer almaktadır. Bu şiirde şu dizeler yazılıdır: “Son limana girdi, demirledi gemi, çıkmamak üzere. Çünkü ne rüzgârdan ne de gün ışığından medet var artık. Kaptan Eudemos ışık taşıyan şafağı terk ettikten sonra. Gün ışığından uzak yatacak burada; gemi ise dalgasızdır ölülere.”

Olympos’un batı yakasında, ormanlık alanın içerisinde oldukça sağlam korunmuş, İmparator Vespasianus döneminde yapılmış bir hamam kompleksi bulunmaktadır. MS 70’li yıllarda inşa edilen Vespasianus Hamamı’nın mimarisinde mermer yerine tuğla kullanılmış olup hamamın frigidarium (soğukluk), tepidarium (ılıklık) ve caldarium (sıcaklık) bölümleri günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Olympos’un güneyinde, Sepet Dağı’nın eteklerinde konumlanan 2.000 kişilik Olympos Antik Tiyatrosu, Roma İmparatorluk Dönemi’nde inşa edilmiştir. Tiyatronun 20 oturma sırası ayaktadır. Yaşanan depremler sonrasında onarım gören tiyatro, Tyindaris isimli Olymposlu bir kadın tarafından yaptırılarak İmparator Hadrianus’a adanmıştır. Helenistik tarzda inşa edilen tiyatro doğal bir yamaca yaslandırılmıştır. Roma İmparatorluk Çağı’nda inşa edilen tiyatronun tonozları günümüze kadar ulaşmıştır. Tiyatronun kuzeyinde, kabartmaları yerel kireç taşı ile işlenmiş, MS 2. yüzyıla tarihlendirilen Alkestis Lahdi bulunmaktadır. Lahit, Artemias ve ailesine aittir.

Hristiyanlık kente erken dönemde ulaşmıştır. Olympos’un bilinen ilk piskoposu, Diokletianus Devri’nde öldürülen Methodios’dur. Aristokritos isimli piskopos ise 431 yılında Efes’teki ve 451 yılında İstanbul’daki konsillere katılmıştır. 458 yılında Anatolius ve 536 yılında Ionnes, bilinen son piskoposlardır. Haçlı Seferleri sırasında Venedik, Cenova ve Rodos Şövalyeleri’nin istilasına uğrayan kentte; bu devirde akropol ve güneyindeki yamaçta iki kale yapılmış, kent içerisindeki bazı yapılarda yerleşimler olmuştur. 15. yüzyılda, Fatih Sultan Mehmed döneminde tüm Tekeli (Teke) Yarımadası gibi Olympos da Osmanlı topraklarına katılmıştır. 18 ve 19. yüzyıllarda ve 20. yüzyıl başlarında kent, Yörükler tarafından kışlak olarak kullanılmıştır.

Olympos’ta ilk kazı çalışmaları, 1990 yılında kaçakçıların kurcaladığı bir anıt mezarda Antalya Müzesi tarafından yapılmıştır. 1991-1992 yıllarında çalışmaların kapsamı genişletilmiş, temizlik ve çevre düzenlemesi gerçekleştirilmiştir. Olympos Antik Kenti, ilk olarak Güney Antalya Çevre Düzeni Planı kapsamında Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 13.03.1978 gün ve 8995 sayılı kararı ile “Eski Eser Koruma Alanı” olarak belirlenmiştir. Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 16.06.2000 gün ve 4666 sayılı kararı ile “I. ve II. Derece Arkeolojik ve I. ve III. Derece Doğal Sit Alanı” ilan edilerek son şeklini almıştır.

Arkeolojik veriler ve ayakta kalabilmiş yapı toplulukları, kentin MS 5. ve 6. yüzyıllarda yoğun bir imar faaliyetine tabi olduğunu göstermektedir. Likya bölgesinin geneliyle paralellik gösteren bu refah seviyesi, kentin en iyi durumda olduğu zaman dilimine işaret etmektedir. Takip eden süreçte; 6. yüzyıl ortalarında bölgede çıkan savaşlar, deprem ve veba gibi felaketler ile Akdeniz kıyılarına gerçekleştirilen Arap akınları gibi olumsuzlukların birbirini izlemesi, kent açısından yıkıcı sonuçlar doğurmuş olmalıdır.

Kentte devam eden arkeolojik kazı çalışmaları ve tespiti yapılan mevcut mimari doku göz önüne alındığında, 7. yüzyıl sonrası bir inşa ya da yaşam izi bütüncül olarak izlenememektedir. 15. yüzyılda Osmanlı egemenliğine giren kentte bu dönemden sonra kalıcı bir yerleşim izine rastlanılmamıştır. 18. ve 20. yüzyıllar arasında bölgedeki Yörükler tarafından dönemsel olarak kışlak yeri şeklinde kullanıldığı bilinmektedir. Türk dönemine ait olduğu bilinen tek yapı; 1850’li yıllarda Kıbrıslı Hacı Hasan isimli bir değirmenci tarafından, Piskoposluk Sarayı’nın güneydoğusunda inşa edilen değirmen ve bu değirmene su taşımak için yapılan su kanalıdır. Kent, bozulmayan Orta Çağ dokusuyla birlikte günümüze kadar korunarak ulaşmıştır.


Olympos Öznitelik Bilgileri:

Bölge
:
Akdeniz
İl
:
Antalya
İlçe
:
Kumluca
Mahalle/Köy
:
Yazır
Mevki
:
Dambeleni
Nitelik
:
Olympos Ören Yeri
Zemin Tipi
:
Ana Taşınmaz
Türü
:
Antik Liman Kenti
Mimari Çağı
:
Helenistik, Roma ve Osmanlı
Antik Coğrafya
:
Likya
Özgün Kullanımı
:
Liman Yerleşimi
Bugünkü Kullanımı
:
Ören Yeri
Tescil Durumu
:
Tescilli
Tescil Derecesi
:
I. Derece
Tescil Tarihi
:
1978
Ziyaret Tarihi
:
09.10.2021

Yetkili ve Sorumlu Kurumlar:
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü

Telif Hakları ve Kaynakça:
Bu sitede yer alan Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları, Orhan Deniz Kaplan’a aittir.

Olympos’a ilişkin araştırma sonuçları, veri ve değerlendirmeler; İsmail Akan Atila, Sabri Aydal ve Edip Özgür tarafından gerçekleştirilmiş olup “T.C. Antalya Valiliği – Antalya Kültür Envanteri” adlı eserden ve olymposkazisi.com internet sitesinden alıntılanmıştır.

antalyakulturenvanteri.com bünyesinde yer alan yazılı ve görsel içerikler, hak sahiplerinin izni olmaksızın çoğaltılamaz, kopyalanamaz ve dijital ya da basılı hiçbir ortamda yayımlanamaz.

Bu metin, mevcut veriler doğrultusunda hazırlanmış olup, yeni araştırma sonuçlarına göre güncellenebilir.

Fotoğraflar:

olympos antik kenti 01
olympos antik kenti 02
olympos antik kenti 03
olympos antik kenti 04
olympos antik kenti 05
olympos antik kenti 06
olympos antik kenti 07
olympos antik kenti 08
olympos antik kenti 09
olympos antik kenti 10
olympos antik kenti 11
olympos antik kenti 12
olympos antik kenti 13
olympos antik kenti 14
olympos antik kenti 15
olympos antik kenti 16
olympos antik kenti 17
olympos antik kenti 18
olympos antik kenti 19
olympos antik kenti 20
olympos antik kenti 21
olympos antik kenti 22
olympos antik kenti 23
olympos antik kenti 24

Paylaş
Yazar:
Orhan Deniz KAPLAN

1995 Antalya doğumlu Kaplan, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bilgisayar Teknolojileri Bölümü Bilgisayar Programcılığı Programı mezunudur. 2016 yılında, Antalya il sınırları içerisinde ziyaret etmiş olduğu kültür varlıklarını "Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projesi" çatısı altında toplamaya başlamıştır. Proje kapsamında, 2016 yılından günümüze Antalya genelinde 800'ü aşkın kültür varlığına ulaşan Kaplan, il genelindeki araştırma ve saha çalışmalarını sürdürmektedir.

Bağlantılı Envanterler
andriakeantikkenti demre antalya antalyakulturvarliklarienvanteri orhandenizkaplan denizkaplan
Antik LimanlarDemre

Andriake

Antalya ili, Demre ilçesi sınırları içerisinde yer alan, Helenistik Dönem'de kurulmuş, Likya...

melanippe antik kenti antalya kumluca antalyakulturenvanteri orhandenizkaplan denizkaplan
Antik LimanlarKumluca

Melanippe

Antalya ili, Kumluca ilçesi sınırları içerisinde, Karaöz Mahallesi'ne 3 kilometre mesafede yer...

gelidonya feneri antalya kumluca antalyakulturenvanteri orhandenizkaplan denizkaplan
Deniz FenerleriKumluca

Gelidonya Deniz Feneri (Taşlıkburnu Feneri)

Antalya ili, Kumluca ilçesi sınırları içerisinde, Mavikent Mahallesi'nin 13 kilometre güneydoğusunda, Taşlıkburnu...

phoinixantikkenti finikekalesi finike antalya antalyakulturvarliklarienvanteri orhandenizkaplan denizkaplan
Antik LimanlarFinike

Phoinix

Antalya ili, Finike ilçesi sınırları içerisinde, Helenistik Dönemde Limyra Antik Kenti'nin 5,85...