Yanartaş; Antalya ili, Kemer ilçesi sınırları içerisinde, sahilin 3 km batısında, denizden 180 m yüksekte, Çıralı Körfezi’nin kuzeybatısında, kaya çatlaklarından sızan kuru ve kokusuz bir doğal gaz kaynağıdır. Taşlardan dışarı çıkan gaz, oksijenle temas edince alev alıp yanar. Gazın bileşimi metan (%82,96), etan (%14,5), azot (%1,5) ve karbondioksitten (%1) oluşmaktadır.
Antalya-Kumluca kara yolunun 70. kilometresinden, 7 km’lik stabilize bir yoldan Ulupınar Vadisi üzerinden Olympos sahiline indikten sonra tekrar 3 km’lik toprak bir yoldan Yanartaş Vadisi’nin ağzına ulaşılmaktadır. Vadi tabanından yaklaşık 600 metrelik bir yaya yolu ile tırmandıktan sonra, kuzeydoğuya doğru akan derenin başlangıcına yakın, 150-170 metre kotları arasında doğal gazın çıktığı alana ulaşılmaktadır.
Gazın kökeni için önceleri metan ağırlığına bağlı olarak eski bir bataklıktan geldiği öne sürülmüştür. Bu görüş, delil azlığı ve yetersizliğinden dolayı ilgi görmemiştir. Gazın petrol kökenli olduğu, fakat tam petrol yatağının üzerinden çıkmamış olabileceği ileri sürülmüştür. Tektonizmanın güçlü olduğu alanda gazı gönderen rezerv, ekonomik olamayacak kadar küçüktür. Gazdan yararlanmak için sondaj yapılmaya başlanmış; fakat bu durum alevlerin azalmasına neden olmuş, alevler yakındaki krom madeninden yükselmeye başlamıştır. Sondajdan vazgeçilmiş ve alevler eski yerinden çıkmaya devam etmiştir.
Zaman içinde alev sayıları değişkenlik göstermiştir. 1935’te 2 noktadan, 1945’te 4 yerden, 1982’de 3 noktadan alevlerin çıktığı belirlenmiştir. 1986’da çok daha fazla noktadan alev çıktığı görülmüştür. Değişikliğin sebebi, sel sularının getirdiği alüvyonların gaz çıkışını engellemesidir. Yapılan hesaplamaya göre saatte 1935 m³ gaz çıkışı vardır. Derinlerdeki gazın miktarı bilinmediğinden ne kadar daha yanacağı tahmin edilememektedir.
Sönmeyen ateş çevresindeki kült merkezi Yanartaş’ta; bir adet kilise, bir adet apsisli yapı, bir Roma çeşmesi, ateş çevresinde görülebildiği kadarıyla üç adet yarım daire formundaki sunak temelleri ile mezar yapıları bulunmaktadır. Yanartaş merkezinde bulunan bu anıt yapılar, daha önce tespiti yapılmış yapılardır. Bunların dışında kült merkezinden kuzeye doğru dere yamacını takip ederek dere ağzında tabana inen, ortalama 2 metre genişliğinde ve yaklaşık 450 metre uzunluğunda, toplama taşla tabii zemine kuru duvar tekniğinde döşenerek yapılmış bir tören yolu bulunmaktadır. Bu yol, antik dönemde çevre yerleşim yerlerinden arabalarla dere ağzına kadar gelindikten sonra kutsal ateşe yaya olarak tırmanılan tören yolu olmalıdır.
Kült merkezinin güneydoğusunda bulunan Yanargediği mevkisinde, kuzey-güney yönünde basit toplama taşlarla yapılmış bir grup mezar kalıntısı bulunmaktadır. Buradan güneye, Ulupınar Deresi’ne inen ve hiçbir altyapı tesisi bulunmayan bir yaya yolu mevcuttur. Yaya yolu Yanargediği’nden batıya, Çatal Dağ’a doğru devam etmekte; Çatal Dağ’ın doğu yamacında iki mekânlı, rektogonal teknikte duvar örgülü, Helenistik, muhtemelen de Geç Helenistik Dönem’de yapılmış küçük bir gözetleme kulesi ile kulenin batısında kuru duvar tekniğinde toplama taşlarla örülmüş küçük bir yerleşim yeri mevcuttur. Yerleşim alanında oldukça sağlam bir ezgi taşı ve basit seramik parçaları bulunmaktadır.
Çatal Dağ’ın kuzey yamacı takip edilerek Mıcıraksu mevkisinde ikinci yanar (sönmeyen ateş) bulunmakta; antik dönemde kullanıldığı kesin olan bu yaya yolu Mıcıraksu mevkisinde sona ermektedir. İki yanarın kuzeyinde, doğuya doğru uzanan derenin güney yamacında bulunan maden ocağının ağzında üçüncü bir yanma yeri bulunmaktadır.
Beydağları Sahil Millî Parkı sınırlarında, Çıralı Körfezi’nin kuzeybatısında, denizden 180 metre yükseklikte bin yıllardır kayaların arasından gece gündüz durmaksızın alevlerin yükseldiği Likya’nın ve Olympos’un sönmeyen ateşi, arazideki kaya çatlaklarından sızan kuru ve kokusuz doğal gazdır. Yanartaş, aynı zamanda Yunan mitolojisine de konu olmuştur.
Demirciler ve Ateş Tanrısı Hephaistos’un kült merkezi olarak kullanılmış Yanartaş’taki (Chimaera) kalıntılar arasında, yerden yükselen ateşin yakınlarında Hephaistos Tapınağı’nın izlerine rastlanmıştır. Yazıtlar, sunaklar, heykel kaideleri ve tapınağa ait mimari elemanlar, antik kaynaklarda geçen Hephaistos kültüne ilişkin bilgileri doğrular. Tapınak, Hristiyanlığın yayılması sonrasında bazilika planlı bir kiliseye dönüştürülmüştür. Olympos’ta öncelikli tanrılardan sayılmayan Hephaistos’un Olympos Antik Kenti’nde ileri düzeyde saygı görmesi, Yanartaş’ın kentle iç içe geçmesinden kaynaklanır.
Olympos’taki kimi mezar yazıtlarında “mezarlık alanında yapılacak tahribat ve zarara ait ceza ödemelerinin Hephaistos Tapınağı’nın kasasına yapılacağı” ibaresinin bulunması, Hephaistos kültünün gördüğü değeri kanıtlamaktadır. Yanartaş’ın adı büyük Osmanlı denizcisi Pîrî Reis’in 1521 yılında yayımladığı Kitâb-ı Bahriye’de geçmektedir. Pîrî Reis kitabında; Gelidonya (Şilidon) Burnu’ndan önce Musa Dağı’nın göründüğünü, dağ üzerinde Yanartaş işaretinin seçildiğini anlatmıştır. Yanartaş, 1991 yılında “1. ve 2. Derece Arkeolojik Sit Alanı” ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Yanartaş’ın (Chimaera) Mitolojisi:
Ephyra Kralı Glaukos’un oğlu Hipponoes bir av partisinde kardeşi Belleros’u öldürür ve “Belleros’u Yiyen” anlamına gelen Bellerophontes adını alır. Ephyra’dan sürülen Bellerophontes, Argos Kralı’na sığınır. Kendisine sığınan bu genci öldürmeyi kendine yakıştıramayan Argos Kralı, onu Likya Kralı’na gönderir.
Likya Kralı bu genci öldürmek istemez ve onu Olympos Dağı’nda yaşayan aslan başlı, keçi gövdeli, yılan kuyruklu ve ağzından alevler saçan canavar Chimaera ile dövüşmeye gönderir. Bellerophontes, Pegasus adlı kanatlı atına binerek Chimaera ile dövüşmeye gider. Chimaera saldırdığında Pegasus havalanır ve Bellerophontes yere inerken mızrağı ile canavarı yerin yedi kat dibine gömer. Fakat Chimaera yerin yedi kat altından alevler saçmaya devam eder. Bu nedenle Yanartaş’tan çıkan alevlerin kaynağı olarak Chimaera gösterilir.
Kazandığı başarılardan sonra mağrurlaşan Bellerophontes, tanrılarla yaşamak için Pegasus’una atlayıp Olympos’a doğru uçarken bu duruma çok sinirlenen Zeus, Bellerophontes’e haddini bildirmek için bir at sineği yollar. At sineği Pegasus’u ısırınca silkelenen atın üzerinden metrelerce yüksekten yere düşen Bellerophontes, yarı tanrı olduğu için ölmez fakat sakat kalır. Hayatının geri kalanını sakat bir insan olarak geçirir.
Bellerophontes’in zaferini kutlamak amacıyla Olympos’ta bir yarış düzenlenir. Atletler, Chimaera’nın kutsal ateşiyle meşalelerini tutuşturarak Olympos kentine koşarlar. Böylece, daha sonraları değişik spor dallarının eklendiği ve birkaç gün süren Olimpiyat Oyunları’nın Anadolu’daki ilk örneği gerçekleşmiş olur. Günümüzde yakılan “Olimpiyat Meşalesi”, Chimaera’nın sönmeyen ateşinin sembolik bir ifadesidir.
Öznitelik Bilgisi:
Kaynakça:
Artvur, O., Aydal, S., & Atila, İ. A. (2003). Antalya Kültür Envanteri. T.C. Antalya Valiliği.
Yiğitbaşıoğlu, H. (1991). Coğrafya araştırmaları. Coğrafya Araştırmaları Dergisi, 2(3), 1–15.
Fotoğraf:
Orhan Deniz Kaplan (2021)
Telif Hakları ve Kullanım Koşulları:
Bu sitede yer alan Antalya kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları Orhan Deniz Kaplan’a aittir.
antalyakulturenvanteri.com alan adında yer alan metin, fotoğraf, harita, çizim ve diğer tüm içerikler; hak sahibinin önceden alınmış yazılı izni olmaksızın ticari veya ticari olmayan hiçbir amaçla çoğaltılamaz, dağıtılamaz, kaynak gösterilerek veya gösterilmeyerek dijital ya da basılı mecralarda yayımlanamaz. Fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması, yayımlanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suçtur.
Sitedeki içerikler mevcut akademik ve saha araştırmaları doğrultusunda derlenmiş olup, yeni bulgular ışığında önceden haber verilmeksizin güncellenebilir.
Galeri:











