Limyra; Antalya ili, Finike ilçesi sınırları içerisinde, Antik Likya Bölgesi’nin güneyinde, Toçak Dağı’nın güney eteğinde, Limyros Nehri üzerinde Klasik Arkaik Dönem’de kurulmuş bir Likya kentidir. Kent; Toçak Dağı’nın güney eteklerinde yaklaşık 40-45 derecelik eğimdeki alanı kaplayan ve genellikle erken dönem yapıların yer aldığı akropol ile onun hemen güneyinde, günümüzde karayolu ile ayrılan düzlükte Roma ve Doğu Roma (Bizans) dönemleri surları içinde kalan alanı kapsamaktadır.
Antik Likya Bölgesi’nin önemli kentlerinden olan Limyra’nın Likçe dilindeki adı Zemuri’dir. MÖ 5. yüzyıldan itibaren varlığını gösteren şehir, Pers hâkimiyetindeki Likya Birliği’ni kurmak isteyen Perikles tarafından başkent olarak kullanılmıştır. Makedonya Kralı Büyük İskender’in Anadolu’da Pers hâkimiyetine son vermesinden sonra Likya Bölgesi Vali Nearkhos’un idaresine girmişse de İskender’in ölümünden sonra önce Makedonyalı Antigonos Monophthalmos’un, sonra da Ptolemaioslar’ın (MÖ 310) ve Seleukoslar’ın (MÖ 197) hâkimiyetinde kalmıştır. MÖ 2. yüzyılda bastırdığı Likya Birliği sikkelerinden de varlığını sürdürdüğü anlaşılan kentin en parlak dönemi, Roma hâkimiyetine girdiği MÖ 1. yüzyıl ile MS 2. yüzyıl arasıdır. Doğu Roma (Bizans) egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan Limyra, MS 7. yüzyıldan sonra önemini yitirmiştir. MS 7. yüzyıl sonrasında Limyra’da bulunan Bektaşi tarikatı tekkesi Kâfi Baba Türbesi, bölgenin Osmanlı Dönemi’nde bile dinsel bir önem taşıdığını göstermektedir.
Limyra’nın en kuzeyinde yer alan akropol, kuzeyde bir iç kale ile aşağı kaleden oluşmaktadır. İç kale içinde, Likya’da ve özellikle Limyra’daki Pers etkisini yansıtan ateş sunakları (altarları) dikkat çekicidir. Aşağı Kale’de sur, sarnıçlar, Doğu Roma (Bizans) Kilisesi ile Perikles Heroonu yer almaktadır. Büyük ölçüde Xanthos’taki Nereidler Anıtı’nın örnek alındığı anıt mezar, MÖ 390-370 yılları arasında inşa edilmiştir. Yapının alınlıkları kabartmasızdır. Ancak güney alınlık akroterinde Bellerophon’un Khimaira’yı öldürme sahnesi bulunmaktadır.
Perikles Anıtı’ndan aşağı inişi sağlayan merdiven şeklindeki yol, hemen tiyatronun kuzey girişindeki yamaç evleri diye adlandırılan Likya Dönemi’ne ait evlerle sınırlanmaktadır. Akropolün düzlüğe ulaştığı yerde, orijinali Helenistik Dönem’e ait olan ve MS 141 depreminden sonra Opramoas’ın yardımlarıyla ayağa kaldırılan tiyatro en önemli yapıdır. Sahne binası üzerinden Turunçova-Kumluca karayolunun geçtiği tiyatro, güneş tentesi bulunan Roma tiyatroları tipindedir. Büyük tenteleri taşıyan ahşap direklerin girdiği delikler, birinci diazoma çevresinde görülebilmektedir. Bu şekilde tüm izleyici yerleri ve sahne, güneş ışınlarından korunmaktaydı. MS 2. yüzyıl sonunda yapıya scaenae frons eklenmiştir. Karayolunun güneyi, Limyros Nehri ile doğu ve batı olmak üzere bölünmüş iki ayrı ada hâlindedir.
Doğuda surla çevrili kısma giriş, Bektaşi babası Kâfi Baba’nın Tekkesi yakınında iki kare planlı kule ile kontrol altına alınmış kapı ile sağlanmıştır. Bu kapıdan başlayan antik sütunlu caddenin kuzeyinde Piskoposluk Kilisesi, güneyinde de Piskoposluk Sarayı yer almaktadır. Her iki yapı da Erken Doğu Roma (Bizans) Dönemi’ne aittir.
Limyros Nehri’nin batısındaki kısım da Erken Doğu Roma (Bizans) Dönemi surlarıyla çevrili olup bu kısım, doğudakine göre daha eski kalıntıları içermektedir. Surun güney duvarı içerisinde “Ptolemaion” diye adlandırılan bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Doğu kısımdan gelen sütunlu cadde, bu yapıda son bulmaktadır. Arsinoe veya Berenike’ye ithafen yapılmış olan iki katlı bu yapının çatısı, defne yaprakları şeklinde örtülü bir tarzdadır. Ptolemaion’un güney köşesinde ufak bir kilise kazılar sırasında ortaya çıkarılmıştır.
Batı kısımdaki önemli diğer bir yapı da Suriye seferinden dönerken MS 4 yılı 21 Şubatında Limyra’da ölen, Augustus’un manevi oğlu ve torunu Gaius Caesar için yapılmış sembolik anıt mezar (kenotaf) olan Kenotopi’dir. Gaius Caesar’ın külleri Roma’ya yollanmış, ancak öldüğü yer olan Limyra’da babası Augustus’un emri ile imparatorluk sanatçıları tarafından bu yapı yapılmıştır.
Limyra, Likya’nın kaya mezarı yönünden en zengin yeridir. Limyra, 400’ü aşkın ve büyük çoğunluğu gerçek kaya mezarlarıyla Likya’nın bu yöndeki ilkidir ve çoğu mezar, Likya dilinde yazılmış kitabeleriyle ismen bilinmektedir. Kentin sur dışında ve güneyinde düzlükte yer alan nekropol alanı Roma İmparatorluk Dönemi’ne aittir.
1838’de İngiliz arkeolog ve kâşif Charles Fellows, Limyra’nın kalıntılarını tesadüfen görmüş ve araştırma yapmak için iki yıl sonra tekrar gelmiştir. Kent daha sonra, 1842’de J. A. Schönborn tarafından ziyaret edilmiştir. Onun ardından İngiliz araştırmacılar Spratt ve Forbes, Limyros Nehri’nden yukarıya doğru ilerleyerek kalıntılarla karşılaşmışlardır. Spratt ve Forbes’ten sonra uzun bir süre Limyra ile ilgili araştırma yapılmamıştır. İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü uzmanı J. Borchhardt 1965’te Myra’da yüzey araştırması yaparken Limyra’yı da ziyaret etmiş ve 1969-1974 yıllarında kazı yapmıştır. Kazı çalışmalarında “Koordinatör kazı başkanlığı” modeli kapsamında Türk ve Avusturyalı ekipler birlikte çalışmaktadır. Limyra’daki kazılar, Hitit Üniversitesinden Doç. Dr. Kudret Sezgin’in koordinatör kazı başkanlığında, Avusturya Arkeoloji Enstitüsü ile iş birliği içinde sürdürülmektedir.
Limyra ilk olarak Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 18.10.1975 gün ve 8691 sayılı kararıyla tescil edilmiş, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 09.12.1994 gün ve 2118 sayılı kararıyla da sit alanı sınırları “I. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak son şeklini almıştır.
Limyra Öznitelik Bilgileri:
Yetkili ve Sorumlu Kurumlar:
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü
Kaynakça:
İzgiz, Sarpol Başar, Necip Altınışık ve Ali Önce. (2003). Antalya Kültür Envanteri. Antalya: T.C. Antalya Valiliği.
Fotoğraf:
Orhan Deniz Kaplan (2026)
Telif Hakları ve Kullanım Koşulları:
Bu sitede yer alan Antalya kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları Orhan Deniz Kaplan’a aittir.
antalyakulturenvanteri.com alan adında yer alan metin, fotoğraf, harita, çizim ve diğer tüm içerikler; hak sahibinin önceden alınmış yazılı izni olmaksızın ticari veya ticari olmayan hiçbir amaçla çoğaltılamaz, dağıtılamaz, kaynak gösterilmeden veya gösterilerek dijital ya da basılı mecralarda yayımlanamaz.
Sitedeki içerikler mevcut akademik ve saha araştırmaları doğrultusunda derlenmiş olup, yeni bulgular ışığında önceden haber verilmeksizin güncellenebilir.
Teşekkür Mesajı:
Finike Kültür Varlıkları Envanteri’nin belgeleme çalışmalarına katkı sağlayan ve Finike envanterinin oluşturulmasında payı bulunan Finikeli Süleyman Korkut Balcı’ya ve Balcı Ailesine teşekkür ederiz.
Fotoğraflar:

















