Selge; Antalya ili, Manavgat ilçesi, sınırları içerisinde, Torosların güney yamacında, denizden 950 metre yükseklikte kurulmuş, Altınkaya (Zerk) Mahallesi’nde konumlanan bir Pisidya kentidir. Pisidya’nın önemli bir dağ kenti olan Selge’nin kuruluşu MÖ 2. binyılın sonuna kadar uzanmaktadır. Selge’nin kuruluşu ile ilgili bazı belgeler mevcuttur. Tarihçi Strabon’a göre kentin ilk kurucusu Lakedaimonlardan (Spartalı) Khalkas’tır. Bu ilk göçmenler, MÖ 2. binin sonunda (MÖ 1200-1150) gelen Dorlardır. İkinci yerleşme ise MÖ 1200-800 yılları arasındaki “Karanlık Çağ”dan (bilgi ve belge bulunmayan dönem) sonra, MÖ 7. yüzyılın başında gelen Rhodoslu kolonistlerdir. Selge, ilk para basan Pisidya kentidir. Kuruluşu ile ilgili kesin bilgi veren ve Akamenid Pers standartlarına uygun olarak bastırılan bu sikkelerin tarihi ise MÖ 5. yüzyıldır. Sikkelerin ön yüzünde güreşen iki figür, arka yüzünde ise çift süren çiftçi resimleri bulunmaktadır. Yine bu sikkelerin arka yüzünde kentin bir diğer adı “Stlegiys” olarak geçmektedir. Bu tür bölgesel terimler Pisidya dilinin değişik bir biçimi olabileceği gibi, MÖ 3. binde Pisidya bölgesinde Hattilerin çağdaşı olarak yaşayan Luvilerin dilinin Pisidya halkınca kullanılan bir biçimi de olabilir. Dağlık olmasına rağmen oldukça verimli topraklara sahip olan Selge; zeytinyağı, şarap, tıbbi ve aromatik bitkiler ile kereste üretimiyle büyük bir ekonomik güce ulaşmıştır. Kent bu özelliklerinin bir sonucu olarak antik Pisidya bölgesinde paranın basıldığı ilk kent olma özelliğini elde etmiştir. Bir Pisidya kenti olan Selge, daha sonra Pamfilya sınırlarına dâhil olmuş; sırasıyla Lidya, Pers, Büyük İskender ve Roma yönetiminde kalmıştır.
Strabon, kentin güzelliklerinden söz ederken uzak kentlerden birçok seyyahın bu güzellikleri görmeye geldiğini; kentin yağ, şarap, şifalı bitki, dinî törenlerde kullanılan bitki ve kereste üretiminde önemli bir yer tuttuğunu, geniş ormanlarının ve otlaklarının bulunduğunu bildirmektedir. İki agorasının bulunması da kentin ticaret hayatının ne kadar canlı olduğunu göstermektedir. Yörede yetişen bir zambak türü kokusu ile ün yapmış, ayrıca sikkelerin üzerinde de betimlenmiştir. Selge Antik Kenti, MÖ 547 Pers İstilası öncesinde Lidya Krallığı’na bağlıydı. MÖ 334’te Büyük İskender gelene kadar Pers egemenliği altında kalmış; antik kent, Büyük İskender’e zorluk çıkarmayışının ödülünü ise Helenistik Dönem’de bağımsızlık kazanarak almıştır. En parlak zamanını Roma Dönemi’nde yaşayan antik kentin nüfusunun 20 bin kişiye çıktığını Strabon anlatmaktadır. Bu süreç, halkın Hristiyanlaştığı Doğu Roma (Bizans) Dönemi’ne kadar sürmüştür.
Selge’de bilimsel arkeolojik kazı çalışmalarının yapılmamış olması, kentin kronolojik bir tarihinden söz edilmesine olanak vermemektedir. Ancak başka şehir devletlerinin (polis) günümüze kadar gelen yazıtlarında Selge’den söz edildiğinde kent hakkında bilgi sahibi olunabilmektedir. Bazı belgelerde Selgelilerin zaman zaman komşu kentlerle savaştıkları belirtilirken bazı belgelerde Selgelilerin haydutlukla veya talancılıkla hiçbir ilgilerinin bulunmadığı, kendi koydukları yasalara uydukları ve dönemin efendi halklarından oldukları belirtilmektedir. Selgeliler; Pers, Helen, Roma ve Doğu Roma (Bizans) egemenliklerine kolayca boyun eğmemişler; savaşçı nitelikleri ve sarp dağların sağladığı imkânlarla çok üstün düşman kuvvetlerine karşı yıpratıcı savaşlar vermişlerdir.
Selge tarihi ile ilgili bilinen önemli olaylardan biri Makedonya Kralı Büyük İskender ile ilgilidir. MÖ 333’te Selgeli bir elçi, Termessos kentini kuşatmış olan İskender ile bugünkü Yenice Boğazı’nda görüşmüş; Kralı, Termessos’a saldırmaktan vazgeçirerek kendi ezelî düşmanları olan Sagalassos’a doğru yöneltmiştir. Diğer olay ise komşu dağ kenti Pednelissos ile yaptıkları savaştır. MÖ 218’de Selgeliler, Pednelissos’u kuşatmışlar fakat Suriyelilerin karşı tarafın yardımına gelmesiyle yenilerek geri çekilmişlerdir. Daha da kötüsü, içlerinden Logbasis’in ihanetine uğramışlardır. Kentlerini büyük kayıplar vererek ve savaş tazminatı ödeyerek kurtarmışlardır.
Bergama Kralı II. Attalos, sınırlarını Pisidya Bölgesi’ni de içine alarak genişletmiştir. Attalos’un Pamfilya’ya Selge Antik Kenti üzerinden indiği düşünülmektedir. Selge’nin doğal güzelliği ve her bakımdan zenginliği Bergama Kralını buraya çekmiştir. II. Attalos’un krallığının zengin olduğu, krallığın sınırları içinde kalan bazı kentlerde onun adına yapılar inşa edilmesinden anlaşılmaktadır. Bunun en önemli örneği; küçük bir kıyı balıkçı yerleşimi görünümündeki Antalya kentinin gelişip güzelleşmesi için her türlü yardımda bulunması ve kente kendi isminden dolayı “Attaleia” adını vermiş olmasıdır. Helenistik krallar; yeni kentler kurmalarının yanında, mevcut kentlerin gelişimini sağlayarak bu kentlere kendi adlarını vermekteydiler. Seleukos-Seleukeia, Antiokhos-Antiokhia buna örnektir. Bu tür yardımlardan Termessoslular da yararlanmış ve Attalos adını taşıyan bir portikoya (iki tarafı revaklı yol) sahip olmuşlardır. Selge’de de böyle bir portik yapılmasına yardımcı olunduğunu gösteren kanıtlar vardır. Altınkaya Mahallesi girişinden sonraki düzlük, bazı arkeoloji yayınlarında Aşağı Agora olarak geçmektedir. Bu düzlüğün Selge Stadyumu ve Tiyatrosunu içine alan bölümünü doğu yönünden destekleyen suru dikine kesen ve suru merdiven basamakları ile geçen tek revaklı bir portiğin de Attalos tarafından veya onun onuruna yapılmış olduğu, Termessos’taki İyon sütun başlıkları veya mimari üslup olarak İyon düzeninde yapılmış olmalarından gelen benzerlikten anlaşılmaktadır.
Selge’ye ait kalıntılar, yüksek bayırlarla birbirine bağlı üç tepe üzerindedir. Bunlar; tiyatronun, Zeus Tapınağı’nın ve odeon ile nymphaeumun bulunduğu tepelerdir. Aralarında sütunlu cadde, hamam, tiyatro ve stadyum bulunmaktadır. Söz konusu yapıların çevresinde, özellikle güney yamaçlarda sivil yerleşmeler ile hepsini çevreleyen surlar yer almaktadır. İki istisnai yapı topluluğu ise tepe yamaçlarının sonunda, kuzeydoğu ve kuzeybatı düzlüklerinde sur duvarlarının dışındadır. Bunlardan kuzeydoğuda yer alan kalıntılar; yayınlarda II. Agora olarak tanımlanan, agora için oldukça büyük olan ve yalnızca tiyatro cephesinde kademeli stylobat izleri ile yer yer yeni köy yerleşimine ait yapılarda görülen sütunları bulunan kalıntılardır. Kuzeybatıda yer alan kalıntılar ise topografik bir çukur düzlüğü içinde bulunan “templum in antis” tipindeki bir mezar yapısı ile bazilikadır.
En parlak dönemini Roma İmparatorluk Dönemi’nde de sürdüren Selge’nin anıtsal yapılarının temelinde mutlaka Helenistik bir iz bulmak mümkündür. Doğu Roma (Bizans) Dönemi’ne ait önemli görsel kalıntılara pek rastlanmamaktadır. Bu durum, paganizmin geç terk edildiğini gösterdiği gibi genişleyen bir imparatorluk hâline gelen Roma’nın, ticari faaliyetlerini maliyetlerin daha düşük olduğu bölgelere kaydırması sonucu ticari hayatın, dolayısıyla sosyal yaşamın zayıfladığını ve çöktüğünü de göstermektedir. Doğu Roma (Bizans) kayıtlarında Aladana ve Zerk adlarıyla anılan Selge’nin adı, 1970’lerde Altınkaya olarak değiştirilmiştir. Bugünkü mahalle yerleşimi; tiyatro, stadyum, II. Agora ve nekropol çevresinde ve içindedir.
Selge Antik Kenti, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 15.04.1978 tarihli ve A-1108 sayılı kararı ile “I. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak belirlenmiş, antik kente ait yapı kalıntıları tek tek “Anıt Eser” olarak tescil edilmiştir. I. Derece Arkeolojik Sit Alanı sınırlarının paftasına daha sağlıklı biçimde işlenmesi amacıyla yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda Arkeolojik Sit Alanı sınırları, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 15.11.1994 tarihli ve 2340 sayılı kararı ile “I. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak yeniden düzenlenmiş; bu alan içinde toplam 177 adet ev tespit edilerek numaralandırılmış, yeni yapılanma dondurulmuş ve 25.07.2002 tarihli, 5514 sayılı kararla da sit sınırları son şeklini almıştır. Daha sonra, “III. Derece Arkeolojik Sit Alanı” içinde kalan tespitli evlerde, kadastro çalışmaları tamamlanıncaya kadar günümüz konfor koşullarını gerektiren uygulamaların koruma kurulundan izin almak kaydıyla Side Arkeoloji Müzesi denetiminde yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
Selge Öznitelik Bilgileri:
Yetkili ve Sorumlu Kurumlar:
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü
Kaynakça:
Can, Kemal, Faik Çetin ve Kudret Ata. (2003). Antalya Kültür Envanteri. Antalya: T.C. Antalya Valiliği.
Fotoğraf:
Orhan Deniz Kaplan (2017)
Telif Hakları ve Kullanım Koşulları:
Bu sitede yer alan Antalya kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları Orhan Deniz Kaplan’a aittir.
antalyakulturenvanteri.com alan adında yer alan metin, fotoğraf, harita, çizim ve diğer tüm içerikler; hak sahibinin önceden alınmış yazılı izni olmaksızın ticari veya ticari olmayan hiçbir amaçla çoğaltılamaz, dağıtılamaz, kaynak gösterilmeden veya gösterilerek dijital ya da basılı mecralarda yayımlanamaz.
Sitedeki içerikler mevcut akademik ve saha araştırmaları doğrultusunda derlenmiş olup, yeni bulgular ışığında önceden haber verilmeksizin güncellenebilir.
Fotoğraflar:














