Elmalı Tahıl Ambarları; Antalya ili, Elmalı ilçesi sınırları içerisinde bulunan, Likya lahit mezarlarının yansıması şeklinde bölgede bol miktarda bulunan sedir ve katran ağacından geçme tekniği kullanılarak yapılmış; buğday, arpa, nohut, fasulye ve mercimek gibi tahılların ve diğer bazı evsel üretimlerin korunması için yöre halkı tarafından inşa edilmiş yapılardır. Ambarların geçme tekniği ile yapılmasından dolayı inşasında metal çivi kullanılmamıştır. Bunun nedeni, çivinin bulunduğu yerden başlayarak ağacın kurtlanmasının önüne geçmektir. Ambarlarda çivi, sadece beşik örtülü çatıda ve ön tarafta balkona bağlanan merdivende kullanılmıştır; bu çiviler de yine ağaçtan imal edilmiştir. Ambarların iç içe geçme (kurtboğazı) tekniği kullanılarak yapılmasının bir diğer nedeni ise sökülüp başka bir yere taşındığında yeniden kurulumunun kolay olmasıdır.
Likyalılar tarih sahnesinden silinip gitmelerine, medeniyetlerinin üzerinden iki bin yıl geçmesine rağmen kültürleriyle hâlâ ayaktadırlar. Sadece antik kentleri ve bu kentlerdeki muhteşem yapılarıyla değil; Elmalı ve mahallelerinde yer alan, Likya lahit mezarlarının birebir kopyası gibi duran tahıl ambarlarıyla da adlarından söz ettirmektedirler.
Likya Bölgesi’nin önemli gelir kaynakları arasında tahıl ürünleri gelmektedir. Özellikle tarımsal üretimin yoğun olduğu kuzeydeki yaylalarda yaygın olarak görülen tahıl ambarları; buğday, arpa, nohut, fasulye ve mercimek gibi tahılların ve diğer bazı evsel üretimlerin korunması için yapılmışlardır. Bu nedenle, içlerinde ne saklanmış olursa olsun “tahıl ambarı” olarak tanımlanmışlardır. Antalya il sınırları içinde özellikle Elmalı ve Kaş ilçelerinde yoğun olarak görülmektedir. Sayısal olarak yüze yakın tahıl ambarı ile Kaş-Bezirgân, aynı yerde en çok sayıda depoyla ilk sırada yer almaktadır. Bununla birlikte Kaş-Gökçeören, Kaş-İslamlar ve Elmalı-Beyler de ambarların günümüze kadar gelebilmiş örneklerinin yoğun olarak görüldüğü diğer yerlerdir. Bu merkezler dışında bölgede az sayıda tahıl ambarı barındıran başka küçük yerleşimler de vardır. Niteliklerini oldukça yitirmiş olmalarına karşın bunların birçoğu hâlâ kullanılmaktadır.
Ambarların yapımında genellikle sedir ve katran ağaçları kullanılmakta; ancak çam gibi farklı ağaçlardan yapılmış örnekler de bulunmaktadır. Farklı büyüklük ve işçilik göstermesine karşın ahşap malzemenin kullanımı ile yapım tekniği hep aynıdır. Yapılar, genellikle iri ve düzgün bir sıra taş temel ile yerden yükseltilerek toprakla teması kesilmiş; böylece saklanan ürünler hem hayvanlardan hem de nemden korunmuştur. Genellikle 4 x 6 metre ölçülerinde ve yaklaşık 3 metre yüksekliğinde, dikdörtgen planlı yapılardır.
Tahıl ambarları tamamen ahşaptandır; işçiliği ise geçme tekniğinde, çivi kullanılmadan yapılmıştır. Böylece metal çivilerin ahşabı deforme etmesi ve bu yolla saklanan tahılın böcek ile haşerelerden zarar görmesi önlenmiştir. Çivinin sadece bazı örneklerde; dışarıdaki balkon ve merdivenlerde kullanıldığı görülmektedir. Konutlardan uzakta yapılan ambarlarda, sökülüp başka bir yere taşımada kolaylık sağlanması amacıyla geçme tekniğinin kullanıldığı düşünülmekteyse de sökülüp başka bir yere taşınan ikinci bir kurulum örneği literatürde bilinmemektedir.
Tahıl ambarları ve mezar mimarisi arasındaki ilişkiyle ilgili çok sayıda görüş belirtilmiştir. Bunların birçoğu bu ambarların Likya mezar mimarisi ile benzerliğini açıklamaya çalışırken, bazı bilim insanları da bu konuda farklı düşünceler üretmiştir. Bu bağlamda, konu hakkında 19. yüzyıl başlarından itibaren günümüze kadar birçok araştırmacı çeşitli makalelerle konuya katkı vermiştir. Bölgeye gelen ilk gezginlerden Ch. Fellows ile O. Benndorf ve G. Niemann, mezarları ayrıntılı olarak incelemiş; farklı işlenmiş kaya mezarlarındaki zenginliğin ahşap mimarinin yansıması olduğu düşüncesinde birleşmişlerdir. Likya mezarları ile ahşap tahıl ambarlarının benzerliğini, Likya araştırmalarının daha en başında kolaylıkla tespit ederek dile getirmişlerdir.
G. Semper, bölge kaya mezarlarındaki ahşap mimarinin etkisini sorgular ve farklı bir bakış açısı getirerek odun yığınının stilize biçiminin mezar mimarisini yansıttığı yönünde bir öneride bulunur; ancak bu önerisi bilim dünyasında pek yer bulmaz. A. Choisy ise ağaçların gelişimi ile formlarının konumu ve gelişmesinin ahşap yapı sistemiyle bağlantılı olduğunu söylemektedir. Ağacın ana gövdesi ile dalları arasındaki bağlantının, yapıların inşa tekniğine kaynaklık ettiği kanaatindedir. R. Meringer, Likya konutlarını Hersek’teki ayaklı örnekleriyle karşılaştırır ve konutların hareket ettirilmek zorunda olduğunu, bu nedenle de alttaki uçları eğik bölümün kızak biçiminde yapıldığını ifade eder; ancak bu öneri de ilgi görmez. W. B. Dinsmoor, Likyalıların denizci bir kavim olduklarını, bu nedenle gemi yapım tekniklerini iyi bildiklerini belirterek mezarların çatı mahyasını gemi omurgasına, ana biçimini ise gemi gövdesine benzetmektedir. Ancak gemi formunun doğrudan mezar mimarisini etkilemiş olabileceği görüşü bilim dünyasında genel kabul görmemiştir.
M. J. Mellink, Anadolu’nun bu bölümünde ahşap mimari geleneğinin devam ettiğini ve tahıl ambarlarının da bu geleneğin bir göstergesi olduğunu yazmıştır. K. Kjeldsen ile J. Zahle de ahşap tahıl ambarlarının mezar konstrüksiyonlarını etkilemiş olabileceğini belirtmektedirler. J. Borchhardt ise “konutlar ile mezarlar arasındaki ilişkinin kesinlikle şüphe götürmediğini; ancak mezar anıtlarının mekânları ile bir konutu tam olarak yansıtmadıklarını, konutların ana mekânının yani andronun kayaya yansımış olması gerektiğini” söylemektedir. Dolayısıyla konut tipli mezarların, bir Likya konutunun salt en gösterişli mekânını yansıttığını ifade etmektedir. H. Metzger, P. Bernard ve K. J. Schulz; mezarların esin kaynağının Likya Bölgesi’nde ahşaptan yapılmış konut ve tahıl ambarı gibi sivil mimarlık yapıları olduğu ve bu yapıların mezar mimarisine modellik ettiği görüşünü paylaşırlar. K. J. Schulz, Limyra’da kaya mezarı benzeri bir modeli ahşaptan üretirken dönemin tekniklerini uygulamalı olarak göstermiştir. Bu bağlamda, Klasik Dönem kaya mezarları ile aynı dönemin konut mimarisinin benzerliği ve ambarların antik dönemden günümüze kadar süren bir yapı formu olduğu da kaydedilmiştir.
T. Marksteiner ve L. Heinze ise Letoon’daki Apollon Tapınağı’nın temelindeki ahşap izlerden yola çıkarak, kaya mezarı mimarisinin konutlardan değil, ahşap tapınak mimarisinden etkilenerek yapılmış olduğunu ifade ederler. L. Mühlbauer de Klasik Dönem kaya mezarlarında yansıtılan konut mimarisi ile ahşap yapılardaki mimari elemanların, Likya mezar yapılarından tamamen farklı işlevlere sahip olduklarını belirtmektedir.
Özünü ahşap mimariden alarak bu mimarinin belirli formlarına aynı oranlarda ve en küçük ayrıntıya kadar sadık kalınması, taş ustalarının elinin mezarın yapımı sırasında adeta marangozlar tarafından yönlendirildiği izlenimini yaratmaktadır. Konut tipi kaya mezarları, nekropollerdeki diğer mezar tiplerinden biçimlerinin farklılığı ile belirgin bir şekilde ayrılmaktadır. Bu nedenle tüm Likya’da kayaya işlenen ve bölgeye özgü farklı detayları yansıtan bu yapıların kökenine ilişkin tarihî tartışma güncelliğini korumuştur. Kaya mezarlarındaki birçok unsur, Likya’nın ahşap yapı konstrüksiyonu ile olan ilişkisine açıkça işaret etmektedir. Kaya cephelerin farklı işlenişi, yapı elemanlarının çeşitliliği ve mimari zenginliği farklı formların oluşmasına neden olmuştur. Bu nedenle, bölgeye özgü yerel formlara sahip mezar yapılarının cephelerindeki yapısal elemanların yalnızca ahşaptan inşa edilen öncülerden esinlenmesi, köklü bir geleneğin varlığını göstermektedir.
Likya ve Milyas bölgelerine özgü ahşap tahıl ambarları yaygın olarak kullanılmakta ve antik yapı geleneğini yansıtmaktadır. Bu durum, geleneksel yapı teknikleri ile bölgenin kendine özgü coğrafi yapısıyla ilişkilidir. Bölgede tarımsal faaliyetler ve kullanılan yapı malzemesi değişmediği sürece, geleneksel yapı kültürü de varlığını sürdürecektir. Tahıl ürünleri günümüzde de antik dönemdeki çeşitliliğini koruyorsa, doğal olarak bilinen geleneksel yapılarda saklanacaktır. Ancak teknolojinin ilerlemesiyle beraber bu tür yapıların inşasından vazgeçilip modern yöntemlere geçilmiştir. Buna rağmen varlığını sürdüren geleneksel ahşap tahıl ambarlarının hâlâ onarılarak kullanılması, bugünün Likyalılarının da geleneklerinden kolay vazgeçmeyeceklerinin bir göstergesidir.
Elmalı Tahıl Ambarları Öznitelik Bilgileri:
Yetkili ve Sorumlu Kurumlar:
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü
Telif Hakları ve Kaynakça:
Bu sitede yer alan Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları, Orhan Deniz KAPLAN’a aittir.
Elmalı Tahıl Ambarları’na ilişkin araştırma sonuçları, veri ve değerlendirmeler; Şevket Aktaş tarafından gerçekleştirilmiş olup “Likya ve Milyas Bölgesi Ahşap (Tahıl) Ambarları” adlı eserden alıntılanmıştır.
antalyakulturenvanteri.com bünyesinde yer alan yazılı ve görsel içerikler, hak sahiplerinin izni olmaksızın çoğaltılamaz, kopyalanamaz ve dijital ya da basılı hiçbir ortamda yayımlanamaz.
Not: Bu metin, mevcut veriler doğrultusunda hazırlanmış olup, yeni araştırma sonuçlarına göre güncellenebilir.
Fotoğraflar:
