Beycik Fırıncık Mevkii Antik Dönem Yerleşim Yeri; Antalya ili, Kemer ilçesi sınırları içerisinde, Tahtalı Dağı’nın güneydoğu eteklerinin güneybatıya bakan yüzünde, 1.100 metre rakım yüksekliğindeki Fırıncık mevkii üzerinde Helenistik Dönem’de kurulmuş bir yerleşim yeridir. Yerleşimin kuzeydoğu-kuzey dış hattını Tahtalı Dağı’nın bir duvar gibi yükselen ve alanı hilal gibi saran etekleri çizerken güneydoğu-güney-güneybatı dış hattını ise yaklaşık 10 m ile 50 m arasında değişen yükseklikteki kayalıklar belirlemektedir. Yerleşim, güneybatıya doğru keskin “S” hareketleri çizerek inen bir vadi tarafından iki bölüme ayrılmıştır. Yerleşim boyunca vadi yaklaşık 500 m uzunluğa sahip olup genişliği 20 m ile 100 m arasında değişmektedir. Günümüzde oldukça sık çam ormanı ile kaplı olan Fırıncık Yerleşimi’nin, vadinin doğu tarafında kalan kısmı “Doğu Yerleşim”, batı tarafında kalan bölümü ise “Batı Yerleşim” olarak isimlendirilmiştir. Doğu Yerleşim ile Batı Yerleşim’in güneyinde merkezi bir noktada, günümüzde aktif olan ve alana isimlerinden birini veren Fırıncık Pınarı bulunmaktadır.
Yerleşim; Fırıncık mevkii, Fırıncık Pınarı, Furuncuk, Yukarı Beycik ve Gavurpazarı olarak da isimlendirilmiştir. Yapılan araştırmalarda yerleşimin antik ismi tespit edilememiştir. Bununla beraber Fırıncık mevkisinin antik adının Laodikeia olabileceği belirtilmiş ancak bu öneriyi doğrulayacak herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Stadiasmus Patarensis’te Fırıncık Yerleşimi’nin anılmaması; ya lokalizasyonu sorunlu bir yerle özdeş oluşu ya ana yol güzergâhı dışında tutulmuş olması veya yerleşimin Stadiasmus Patarensis’in yapım tarihinden önce terk edilmiş olmasıyla açıklanmaktadır. Yerleşimin antik isminin belirlenememesine bağlı olarak kaynaklarda “Fırıncık Mevkii Antik Yerleşimi” veya “Fırıncık Yerleşimi” isimleri tercih edilmiştir.
Fırıncık Yerleşimi oldukça engebeli yapıda olmakla birlikte genel olarak denizden 830 m ile 1035 m aralığında değişen yükseklikteki alana konumlandırılmıştır. Doğu Yerleşim’e ait yapılar, denizden 870 m ile 1035 m aralıkta, oldukça dik eğime sahip bir arazide bulunmaktadır. Doğu Yerleşim’in vadi kenarını takip eden kuzeybatı kısmında arazi eğim ortalaması %50 iken güneydoğu tarafında ise %45’tir. Diğerine nazaran daha dar bir alana yayılan Batı Yerleşim yapıları ise denizden 865 m ile 935 m aralığındaki yüksekliğe yerleştirilmiştir. Batı Yerleşim, Doğu Yerleşim’e göre daha az eğimli bir arazi üzerindedir ve ortalama arazi eğimi %34’tür.
Fırıncık Yerleşimi şehirciliğinin oluşumunda topografyanın etkin ve belirleyici olduğu görülmektedir. Yerleşim, vadi tarafından Doğu ve Batı olmak üzere iki bölüme ayrılmıştır. Doğu Yerleşim; güneydoğu, güney, güneybatı ve batı taraftan oldukça yüksek kayalıkların bulunduğu çok eğimli bir arazide kurulmuştur. Bu bölüm içerisinde büyüklü küçüklü 60 yapı tespit edilmiştir; bu yapıların kuzey-güney yönünde kapladığı toplam uzunluk yaklaşık 250 m iken doğu-batı yönünde yaklaşık 330 m’dir.
Doğu Yerleşim yapılarının arazinin etkisiyle kendi arasında gruplaşmalar oluşturduğu anlaşılmaktadır. Güneybatı-batı tarafında yer alan yüksek kayalığın üzerindeki düzlük alanda, asıl işlevinin konut olmadığı düşünülen ve 5 yapıdan oluşan “Kamusal Değerlendirilen Yapılar Grubu” bulunmaktadır. Bu yapıların yaklaşık 50 m doğu-kuzeydoğusunda ve 30 m yükseklikteki bir alanda yerleşimin çekirdeğini oluşturan yapıların konumlandırıldığı “Merkezi Yapılar Grubu” yer alır. Merkezi Yapılar Grubu’ndan vadi sınırına ve kuzeybatıya doğru kısa bir kol biçiminde uzayan “Kuzeybatı Yapılar Grubu” bulunur. Merkezi Yapılar Grubu’nun kuzeydoğusunda vadi sınırını takip ederek şekillenen “Kuzeydoğu Vadi Yapıları Grubu” görülmektedir. Doğu Yerleşim’in kuzeydoğu üst bölümündeki Tahtalı Dağı’nın eteklerinden koparak düşen kaya parçalarının etkilediği yaklaşık “U” biçiminde büyükçe bir alan iskân edilmemiş ve boş bırakılmıştır. Kaya yığıntı alanının güneydoğusunda, kuzeydoğu yönüne doğru uzayan yapıların oluşturduğu başka bir kol, yani “Kuzeydoğu-Doğu Yapılar Grubu” yer alır. Son olarak Merkezi Yapılar Grubu’nun güneydoğusunda “Güneydoğu Yapılar Grubu” bulunur.
Doğu Yerleşim yapılarının mümkün olduğunca daha az eğimli düzlüklere oturtulmaya çalışıldığı ancak bazı yerlerde bu durumun sağlanamadığı ve yapıların fazla eğimli bölgeler üzerine denk geldiği görülmektedir. Bu durumda bir sorun olarak beliren kot farkı; örneğin D-26 ve D-37 yapılarında olduğu gibi teras/podyum duvarının yüksek tutulmasıyla aşılmaya çalışılmıştır. Bu düzenlemenin yanı sıra yerleşim içerisinde yapılar arasında bağlantı sağladığı anlaşılan sokaklar ve basamaklı sokaklar oluşturulmuştur.
Doğu Yerleşim’de mahalle yapılanması görülmekle beraber bunlar, bir bölümü basamaklı eğimli sokaklarla birbirine bağlıdır. Doğu Yerleşim’de teraslamalar ve yapılar arası boşlukların düzenlemesiyle yerleşim boyunca kuzeybatı-güneydoğu yönlü paralel sokaklar bulunduğu gibi yukarı-aşağı (kuzeydoğu-güneybatı) yönlü sokaklar da bulunur.
Batı Yerleşim yapıları ile Doğu Yerleşim’in güneybatı sınırındaki yapılar arasında yaklaşık 340 m mesafe bulunmaktadır. İki yerleşim arasındaki bağlantı, olasılıkla dolgu nedeniyle yüzeyde görülemeyen iki yolla sağlanmış olabilir. Bunlardan ilki güney-güneybatı hattında 850-860 rakımda aşağıdan, diğeri ise vadi içerisinde 980 m rakımda bir geçitle kuzeyden, yani üst kısımdan verilen kestirme bir yol ile olabilir. Batı Yerleşim içerisinde değişik ölçülerde 17 yapı tespit edilmiştir. Yapıların kuzey-güney yönünde kapladığı uzunluk yaklaşık 190 m iken doğu-batı yönünde yaklaşık 95 m’dir. Batı Yerleşim yapıları Doğu Yerleşim yapılarına göre birbirine daha yakın durmakla birlikte arazinin yapısına bağlı olarak iki ana yapı gruplaşması görülür. Batı-Güneybatı Yapılar Grubu’nun yaklaşık 20 m yukarısında Kuzey-Kuzeydoğu Yapılar Grubu bulunur. Yapıların çevresi daha yumuşak bir eğime sahip olmasına rağmen boş bırakılmıştır.
Fırıncık Doğu Yerleşim yapı duvarlarında taşlar harçsız olarak birleştirilmiştir. Duvarlarda az oranda isodom, yoğun oranda ise pseudo-isodom teknik uygulanmıştır. Ayrıca duvarlarda tamamen formsuz taşlar da kullanılmıştır. Batı Yerleşim yapılarının neredeyse tamamında formsuz taşlar kullanılmıştır. Fırıncık Yerleşimi’nde taşlar yerel kayalıktan elde edilmiştir; bu tür kullanım işçilik ve zaman tasarrufu sağlamaktadır.
Fırıncık Doğu Yerleşim’de sarp topografya nedeniyle yapı önlerinde benzer şekilde teraslamalar kullanılmıştır. Batı Yerleşim’de arazinin daha az eğimli yapısı nedeniyle yapı önünde teraslamalar kullanıldığına dair herhangi bir bulgu tespit edilememiştir. Batı Yerleşim’in güneydoğu alt kotunda bağımsız duran iki adet yapı ile güney-güneybatıda teras duvarları ve sınırları tam belirlenemeyen nekropol yer almaktadır.
Fırıncık Yerleşimi’nde tekil duran yapılar bulunduğu gibi gruplaşan yapılar da bulunmaktadır. Fırıncık Doğu Yerleşim’de tek veya iki mekânlı yapılar bulunurken çok mekânlı ve avlulu yapılar üretim bölgesi olan Batı Yerleşim’de daha fazladır. Benzer şekilde Fırıncık Yerleşimi’nde de kapı ve pencere yeri görülebilen yapılar mevcuttur.
Fırıncık Yerleşimi’nde kayalık sarp yapının sağladığı güvenle beraber herhangi bir sur duvarı tespit edilmemiştir. Ancak yerleşimi bölen vadinin doğu yakasının bazı noktalarında testere ağzı biçiminde veya tekil set/teras duvarları bulunmaktadır. Bu teras duvarlarının asıl işlevinin, özellikle yağmurların fazlalaştığı taşkın zamanlarında toprak kaybı ve kaymasının önüne set çekmek olduğu düşünülmekle beraber yerleşimin ana çekirdeğini oluşturan Doğu Yerleşim’in görece zayıf bu noktasında savunmaya da küçük bir katkısının bulunduğu düşünülebilir.
Fırıncık Yerleşimi’nde ana su kaynağının yerleşimi ayıran vadiden sağlandığı düşünülmekle birlikte arazi yüzeyinin dolgu ile kaplı olması nedeniyle herhangi bir sarnıç yapısı tespit edilememiştir. Ancak mutlaka tek bir yapı ya da yapı gruplarınca ortak kullanılan sarnıçlar bulunmalıdır. Olasılıkla büyük boyutlu sarnıçların bir bölümü arazinin eğimli yapısına bağlı olarak örülmüş olabilir.
Fırıncık Batı Yerleşim’de şarap işliği bulunmaktadır ancak fulkrum yuvası ve ezme taşı ile zeytinyağı üretiminin de yapıldığı anlaşılmaktadır. Batı Yerleşim çevresinin yapılaşmaya açılmadan olduğu gibi üretime ayrıldığı düşünülmekte ve tarım terasları yerleşimin güneybatısında izlenebilmektedir. Fırıncık Yerleşimi, Neapolis gibi konut mimarlığı ve şehirciliğin anlaşılması açısından özgün veriler sunmaktadır.
Fırıncık Yerleşimi’nde deprem etkisini gösteren büyük kaya yarılmaları gözlemlenmiş ve bu yarılmalar bazı yapılar üzerinde tahribat oluşturmuştur. Bazı kısımlarda genişliği 1 m’yi aşan yarılmaların büyüklüğüne, yapılar üzerindeki etkisine ve yeryüzü şeklini bu denli değiştirecek kadar etkileyici görünümüne bakılırsa yerleşimde büyük bir depremin yaşanmış olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu depremin şiddetinin en az 10, magnitüdünün de en az 7 ve üzeri olması beklenmelidir.
Deprem yarığının gözlemlendiği alanın jeolojik haritası incelendiğinde; kuzey ve doğu taraflarında neritik kireç taşı (Jkt), güney-güneybatı taraflarında çörtlü mikrit (kkna) ve üzerinde bulunduğu yerin ise bloklu fliş (kk) alanı olduğu gözlemlenmiştir. Söz konusu yarığın yaklaşık 500 m güneydoğusunda bir fay hattı bulunmakta olup yarık, bu fayın devamı niteliğindedir. Bu yarık, jeoloji haritalarında varlığı bilinen deprem fayının görünür hâlidir ve yerleşimde deprem etkisini belgeleyen önemli bir bulgudur. Bloklu flişin yapısı nedeniyle şiddetli deprem sonucu bu türden büyük yarılmaların görülmesi doğaldır ve bu yarığın kaya çökmesi sonucu oluşmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bazı yapıların yıkılma durumları ve özellikle duvar taşları arasındaki bağların kopup duvar hattında esnemelerin görülmesi, yerleşimin büyük bir depremden etkilendiğinin göstergesidir.
Fırıncık Yerleşimi’nin tamamen terk edilmesinin ve sonlanmasının nedeninin MÖ 2. veya 1. yüzyılda meydana gelen bir deprem olabileceği belirtilmektedir. Ancak mimari özellikler, bulgular ve siyasi gelişmeler ışığında yerleşimin en azından MÖ 1. yüzyılın ikinci çeyreği ortası veya sonlarına kadar iskân görmüş olması gerekir. Bununla beraber yerleşim genelinde Roma Dönemi’ne ilişkin herhangi bir bulgu da tespit edilememiştir. Ancak Roma Dönemi içerisinde yeni yapı yapılmadan eskilerinin kullanılmasıyla daha az bir nüfusla iskânın devam etmesi bir başka olasılıktır. Fırıncık Yerleşimi’nin Helenistik Dönem depremlerini yaşamış olmasına rağmen gelişiminin devam ettiği; özellikle yıkılmalarından sonra yapıların olduğu gibi kalması, yani sonradan üzerlerinde tamirat yapıldığına ilişkin herhangi bir izin bulunmayışı ile deprem sonucu toplu ölümlere işaret eden herhangi bir bulgunun tespit edilememiş olması gibi etkenler göz önüne alınarak, izi görülen bu depremin Likya’yı etkileyen büyük depremlerden birine ait olması ancak yerleşimin tamamen terk edilmesinden sonraki bir zamanda meydana gelmiş olması ihtimalini destekler. Bu açıdan MÖ 1. yüzyıl ikinci çeyreği/ortaları veya Roma Dönemi sonrasında meydana gelen depremlerden birinin etkisiyle bu kaya yarılmasının oluştuğu düşünülmektedir.
Beycik Fırıncık Mevkisi Antik Dönem Yerleşim Yeri Öznitelik Bilgileri:
Yetkili ve Sorumlu Kurumlar:
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü
Telif Hakları ve Kaynakça:
Bu sitede yer alan Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları, Orhan Deniz KAPLAN’a aittir.
Beycik Fırıncık Mevkii Antik Dönem Yerleşim Yeri’ne ilişkin araştırma sonuçları, veri ve değerlendirmeler; Ahmet Çelik tarafından gerçekleştirilmiş olup “Beycik ‘Fırıncık Mevkii’ Antik Yerleşimi: Topografyası, Şehirciliği, Mimarisi” adlı eserden alıntılanmıştır.
antalyakulturenvanteri.com bünyesinde yer alan yazılı ve görsel içerikler, hak sahiplerinin izni olmaksızın çoğaltılamaz, kopyalanamaz ve dijital ya da basılı hiçbir ortamda yayımlanamaz.
Not: Bu metin, mevcut veriler doğrultusunda hazırlanmış olup, yeni araştırma sonuçlarına göre güncellenebilir.
Fotoğraflar:














