Myra Antik Kenti; Antalya ili, Demre ilçesi sınırları içerisinde Akdeniz kıyısından yaklaşık 5 km içeride ve Demre Çayı’nın (Myros) 1,85 km batısında yer alan bir Likya kentidir. MÖ 5. yüzyılda kurulan kent, Likçe yazıtlarda “Myrı” adıyla anılmakta olup Likya Birliği’nin altı büyük kentinden biridir.
Günümüzde Demre ilçe merkezinin altında ve çevresinde yer alan Myra’ya ait yapıların büyük bölümü, Demre Çayı’nın (Myros) getirdiği alüvyonlar nedeniyle toprak altında kalmıştır. Buna karşın Likya dönemine ait kaya mezarları, Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen tiyatro yapısı ile Doğu Roma (Bizans) dönemine ait Alakent Kilisesi, Aziz Nikolaos Kilisesi, Roma Hamamı, Karabucak Mezar Anıtı, su yolu ve anıtsal çeşme (termal yapı) günümüzde görülebilir durumdadır.
Kaya mezarları, Likya dilinde yazılmış kitâbeler ve sikkeler, Myra’nın en azından MÖ 5. yüzyıldan itibaren kesintisiz bir yerleşim olduğunu göstermektedir. Strabon’un aktardığı bilgilere göre kent, MS 2. yüzyılda büyük bir gelişme göstermiş; Likyalı varlıklı kişilerin destekleriyle çok sayıda yapı inşa edilmiş ve mevcut yapılar onarılmıştır. Doğu Roma (Bizans) döneminde ise Myra, hem dinî hem de idarî açıdan öne çıkan kentlerden biri hâline gelmiştir. Şehrin bu ünü, Aziz Nikolaos’un MS 4. yüzyılda Myra piskoposu olması ve ölümünden sonra aziz mertebesine yükseltilerek adına bir kilise inşa edilmesiyle günümüze kadar ulaşmıştır.
MS 7. yüzyıldan itibaren Myra; depremler, su baskınları, Demre (Myros) Çayı’nın taşıdığı alüvyonlar ve güneyden gelen akınlar nedeniyle önemini yitirmiş, 12. yüzyılda ise köy niteliğine bürünmüştür. Günümüze ulaşan kalıntılar, akropolün güney eteğinde yer alan tiyatro ile tiyatronun her iki yanında bulunan kaya mezarlarından oluşmaktadır. Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen surlar büyük ölçüde sağlam durumdadır; ayrıca MÖ 5. yüzyıla ait sur kalıntılarına akropol tepesi ve çevresinde rastlanmaktadır.
Akropolün güney eteğinde konumlanan tiyatro, oturma sıraları ve sahne binasıyla iyi korunmuş bir Roma dönemi yapısıdır. Temeli Helenistik döneme dayanan tiyatronun sahne binası ikinci katın yarısına kadar ayakta olup, seyirciye bakan cephesi sütun ve nişlerle zengin bir mimari fasat oluşturacak şekilde süslenmiştir. Tiyatronun her iki yanında yer alan kabartmalı ve düz kaya mezarları, Likyalıların ahşap ev mimarisini kaya mezarlarına en başarılı biçimde uyarladıkları örnekler arasındadır. Bu mezarlar içerisinde, ölüyü ve yakınlarını betimleyen kabartmalı kaya mezarı özellikle dikkat çekicidir.
Tiyatro yakınında, şehir merkezine giden yolun sonunda yer alan hamam kalıntıları Roma dönemi tuğla mimarisinin erken ve özgün örneklerini oluşturur. Kentin su ihtiyacı, Demre (Myros) Çayı vadisinin kaya yüzeyine açılmış kanallarla karşılanmıştır. Diğer bir su yolu kalıntısı ise Andriake’nin 1,70 km kuzeydoğusunda, Demre–Kaş yolu üzerindeki Çayağzı kavşağı yakınlarında, Uzguru Tepesi’nin kuzeyinde bulunan su kemeridir. Yöre halkı tarafından “Gâvur Değirmeni” olarak adlandırılan bu yapı, eski Demre Sanayi bölgesi içerisinden görülebilmektedir.
Myra’nın en anıtsal yapılarından biri, temelleri MS 5. yüzyılda atılan ve MS 11. yüzyılda son hâlini alan Aziz Nikolaos Kilisesi’dir. Günümüzde Noel Baba Kilisesi adıyla bilinen yapı; iyi korunmuş mimarîsi, duvar resimleri ve mozaikleriyle dikkat çeker. Her yıl 5 Aralık’ta düzenlenen törenlerle birçok ülkeden temsilciyi ağırlamaktadır.
Likya Birliği’nin en önemli kentlerinden biri olan Myra, birliğin toplantılarında üç oy hakkına sahip altı kentten biri olmuştur. Antik Çağ’da Likya kentleri, adlarının yanı sıra unvanlarıyla da anılmaktaydı ve Myra “En parlak kent” olarak nitelendirilmiştir. Kentte basılan sikkelerde, ana tanrıça Artemis Kybele formunda tasvir edilmiştir. Günümüze ulaşmamış olan Artemis Tapınağı ile de övünen Myra’daki bu yapının, antik yazarlar tarafından Efes ve Perge tapınaklarıyla eşdeğer görüldüğü aktarılmaktadır.
MS 5. yüzyılda Likya eyaletinin başkenti olan Myra, Aziz Paul ve arkadaşlarının uğradığı kentlerden biri olması nedeniyle Hristiyanlık tarihinde de önemli bir yere sahiptir. Kentteki arkeolojik kazılar 1963–1964 yıllarında Aziz Nikolaos Kilisesi’nde başlamış; 1965–1969 yılları arasında antik kent genelinde kazı ve restorasyon çalışmaları yürütülmüştür. Myra ve Andriake çevresindeki çalışmalar günümüzde Prof. Dr. Nevzat Çevik başkanlığındaki ekip tarafından aralıksız sürdürülmektedir. Myra Antik Kenti, 1982 yılında yapılan düzenlemelerle I. ve II. derece arkeolojik sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Myra Antik Kenti Öznitelik Bilgileri:
Yetkili ve Sorumlu Kurumlar:
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü
Telif Hakları ve Kaynakça:
Bu sitede yer alan Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları, Orhan Deniz KAPLAN’a aittir.
Myra Antik Kenti’ne ilişkin araştırma ve bilimsel sonuçlara ait veri ve değerlendirmeler; İ. ÜNLÜSOY, İ. A. ATİLLA, M. TÜRKMEN, A. ÖNCE ve A. KİRACIOĞLU’na aittir ve T.C. Antalya Valiliği – Antalya Kültür Envanteri adlı eserden alıntılanmıştır.
antalyakulturenvanteri.com bünyesinde yer alan yazılı ve görsel içerikler, hak sahiplerinin izni olmaksızın çoğaltılamaz, kopyalanamaz ve dijital ya da basılı hiçbir ortamda yayımlanamaz.
Not: Bu metin, mevcut veriler doğrultusunda hazırlanmış olup, yeni araştırma ve kazı sonuçlarına göre güncellenebilir.
Fotoğraflar:

















