Lyrboton Kome; Antalya ili, Kepez ilçesi sınırları içerisinde, Varsak/Menderes Mahallesi’nin 830 m kuzeyinde, denizden 200 m yükseklikte yükselen falez terasının üstünde oluşan düzlükte Helenistik Dönem’de kurulmuş bir Pamfilya yerleşimidir. Halk arasında “Ören Gediği” ya da “Bazar Gediği” olarak adlandırılan alan, bugün çam ormanı içinde gözlemlenen kalıntılardan ibarettir. Perge’de bulunan bir yazıta göre yerleşim “Elaibaris” (zeytin çiftliği) olarak bilinmekte olup büyük bir antik zeytinyağı üretim köyüdür. Büyük ölçüde Roma ve Doğu Roma (Bizans) dönemlerinden kalma kalıntılara sahip olmasına rağmen Helenistik Dönem’de de yerleşim gördüğü düşünülmektedir. Lyrboton Kome, MS 2. yüzyıldan itibaren bir komarkhos (komorkhos) tarafından idare edilen, Perge’ye bağlı kome (köy) statüsünde bir yerleşim olmuş ve Doğu Roma Dönemi boyunca da iskân edilmiştir. Yerleşim ayrıca Varsak Türkmenleri tarafından da iskân edilmiştir.
Lyrboton Kome’de ele geçen yazıtlar, zeytin hasadı ile ilişkilendirilen ve Apollon’a ithaf edilen bir festivalin dokuzuncu ayın üçüncü gününde kutlandığını ortaya koymaktadır. Bu veri, zeytin ve zeytinyağının yerleşim için ne kadar önemli olduğunu vurgular. Bu üretimin ve yerleşimdeki yaşanmışlığın diğer izleri; çok sayıda sarnıç, seksenin üzerinde mezar, iki katlı korunmuş konutlar, küçük bir hamam, dört kilise ve işlevi belirlenemeyen diğer yapılardır.
Doğu-batı yönünde uzanan falez tepesi düzlüğünün doğal formunu oluşturan ana kaya duvarlarının sınırlar içinde tuttuğu, yaklaşık 300’er metre uzunluğunda yapılaşmaya olanak tanıyan bağlantılı iki düzlük alanda 50-100 m genişliğinde yayılan kalıntılar söz konusudur. Yerleşimi çeviren kayalıklardaki izler, hibrit yapı tabanları ve özellikle kule; bu üretim köyünün Roma Dönemi’nde güvenlik duvarına sahip olduğunu ve bu yarı korumalı modelin Doğu Roma Dönemi’nde de sürdürüldüğünü göstermektedir.
Yerleşim alanında yeterli ve uygun alan olmasına rağmen bazı noktalarda konutların küme oluşturdukları ve dar sokakların etrafında yerleştikleri görülmektedir. Üretime yönelik planlandığı anlaşılan konut-işlik kompleksleri de yerleşimdeki zengin üretici ailelerin yansıması olarak değerlendirilebilir. Sokak düzenine bağlı bir yerleşim olduğu bazı kısımlarda hissediliyorsa da genellikle aile ve/veya grupların belirli alanlarda konutlarını ve işliklerini bir planlamaya bağlı kalmadan ancak yerleşim trafiğini de aksatmayacak şekilde serbestçe inşa ettikleri anlaşılmaktadır. Pazar yeri, meydan ve hayvan ağılları gibi bazı ortak alanların işgal edilmesinin engellendiği de günümüze ulaşan plandan anlaşılmaktadır. Doğu yerleşimin ortasından geçip batı yerleşime bağlanan yol, yerleşimin asıl belirleyicisi gibidir. Tekerlek izlerinin derinleştiği yerler, yolun uzun yüzyıllar boyunca kullanılmış olduğunu göstermektedir. Bu yol, bir ucu Perge’ye ve Side’ye varan Via Sebaste Roma Yolu’nun buradaki bağlantısıdır.
Yerleşimin batı yakasında Arete Kulesi, Apollon Kült Alanı, işlikler ve konutlar bulunmaktadır. “Eski Mahalle” denilebilecek batı yakanın güneyinde, falez kayalıklarına oyulu iki geçişli ana giriş yerleşimin güney kapısıdır. Kapıdan çıkılan bu kesim, yerleşimin yönetim merkezinin yer aldığı öncelikli alandır. Neredeyse çatılarına kadar korunmuş çok katlı konutlar hâlen ayaktadır. Ana kayaya oyulu giriş ve Arete Kulesi ile bu kesim, yerleşimin en erken başlangıç yapılarını barındırmaktadır. Batı yerleşimin güney kayalıklarına oyulu hibrit işlikler de olasılıkla yerleşimdeki ilk işlikler olarak inşa edilmişti. MS 2. yüzyılda büyüyüp doğu kesime de sıçrayan yerleşimin, Doğu Roma Dönemi’yle birlikte nüfusun çoğalması sonucu bugün görünen kalıntı yoğunluğuna ulaştığı anlaşılmaktadır. Yerleşimdeki bu genişlemenin doğu yakaya doğru yaşandığı kilise ve şapellerden anlaşılmaktadır.
Doğu kesimde iki kilise ve iki şapel inşa edilmiştir. Daha da önemlisi, batı yakada hiçbir kilise ve şapelin bulunmamasıdır. Öncelikle yerleşimin en büyük kilisesi olan Güney Kilise’nin en erken dönemde yapıldığı ve çevresinde diğer yapıların yoğunlaştığı söylenebilir. Kilisenin kuzey yanında kalan Erken Roma Yapıları’na ait kalıntılar, kilisenin Roma Dönemi yapılarını kısmen tahrip ederek ve malzemelerini kullanarak inşa edildiğini göstermektedir. Kuzey Kilise’nin ise daha sonradan inşa edildiği ve o bölgenin neredeyse yapısız, boş bir alan olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kuzey Kilise, genişleyen “yeni mahalle”nin ihtiyaç duyduğu yeni bir kilise niteliğindedir. En erken Hristiyanlık yapısı olarak görünen Güney Kilise’nin MS 5. yüzyıldan önceye tarihlenemeyeceği, bölgenin Hristiyanlık tarihine bağlı genel yapılaşma sürecinden anlaşılmaktadır. Köy ölçeğindeki bu yerleşimde sadece Güney Kilise’nin cemaate fazlasıyla yetmesi beklense de yeni kilise ve şapeller yapılmıştır. Bu durum nüfus yoğunlaşmasıyla açıklanabileceği gibi yazıtlarda anılan Zeytin Hasadı Apollon Festivali’nden kaynaklanan ziyaretçi yoğunlukları gibi başka nedenlerle de ilişkilendirilebilir. En azından MS 6. yüzyılda iki kilisenin ve iki şapelin bir arada var olduğu kalabalık bir yerleşim tablosunun bulunduğu söylenebilir.
“Yeni Mahalle” denilebilecek yerleşimin doğu yakasını doğu-batı yönünde boydan boya ana caddesi boyunca dizili tanımlanabilir yapılar arasında hamam, 2 kilise, 2 şapel, işlikler, konutlar, sarnıçlar ve mezarlıklar bulunmaktadır. İşlikler arasında hem tekil işlikler hem de zeytinyağı imalathanesi içeren konut-işlik kompleksleri bulunmaktadır. Doğu yerleşimin batı sınırını oluşturan kayalık boyunca, hibrit teknikte yapılmış ve yerleşimin en yoğun işlikleri olan alan yer almaktadır. MS 1. yüzyılda yerleşim yoğunluğu batı yakadayken doğu yakada işliklerin ve mezarlıkların yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. Kiliselerin de bu alanı çevrelemesi, Doğu Roma Dönemi’nde işliklerin kullanım kontrolü açısından tesadüfi görünmemektedir.
Kente en son yerleşen ve kenti terk eden topluluk Varsak Türkmenleri olup 13. yüzyılın başlarında Beylikler Dönemi’nde Lyrboton Kome yerleşimine gelmişler, zamanla Düden Çayı’nın geçtiği Düdenbaşı mevkisi üzerine yerleşmişlerdir. Lyrboton Kome, 1993 yılında “I. Derece Arkeolojik Sit Alanı” ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Lyrboton Kome ilk kez 1910’da Ormerod ve Robinson tarafından ziyaret edilerek rapor edilmiştir. Daha kapsamlı çalışmayı ise 1926’da Keil yapmıştır. 1988’de Merkelbach ve Dr. Sencer Şahin yazıtları yeniden değerlendirmiş; 1995 ve 1996’da Sencer Şahin yazıtları tekrar ele alarak incelemiştir. Yerleşimi inceleyen bilim insanları arasında Hellenkemper ve Hild de bulunmaktadır. Lyrboton Kome üzerindeki ilk arkeolojik yüzey araştırmaları ise Prof. Dr. Nevzat Çevik başkanlığında 1995 yılında gerçekleştirilmiştir. 2015 yılında Kepez Belediyesi himayesinde ve Nevzat Çevik küratörlüğünde biçimlenen “Lyrboton Kome Doğa ve Kültür Parkı Projesi” kapsamında arkeolojik kazı çalışmaları başlamış ve 2018 yılında tamamlanmıştır.
Lyrboton Kome Öznitelik Bilgileri:
Yetkili ve Sorumlu Kurumlar:
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü
Kaynakça:
Çevik, N., Demirel, M., Malkoç, N., & Akman, A. (2022). Kazı Sonuçları’na Göre Lyrboton Kome’ye Toplu Bir Bakış – Antalya Müzesi 100 Yaşında. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Fotoğraf:
Orhan Deniz Kaplan (2018)
Telif Hakları ve Kullanım Koşulları:
Bu sitede yer alan Antalya kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları Orhan Deniz Kaplan’a aittir.
antalyakulturenvanteri.com alan adında yer alan metin, fotoğraf, harita, çizim ve diğer tüm içerikler; hak sahibinin önceden alınmış yazılı izni olmaksızın ticari veya ticari olmayan hiçbir amaçla çoğaltılamaz, dağıtılamaz, kaynak gösterilmeden veya gösterilerek dijital ya da basılı mecralarda yayımlanamaz.
Sitedeki içerikler mevcut akademik ve saha araştırmaları doğrultusunda derlenmiş olup, yeni bulgular ışığında önceden haber verilmeksizin güncellenebilir.
Fotoğraflar:














