Hamaxia; Antalya ili, Alanya ilçesi sınırları içerisinde, antik Pamfilya Bölgesi’nin doğusunda, Alanya’nın 7,5 km kuzeybatısında, Elikesik Mahallesi’nin arkasında yükselen 500 m rakımlı Sinek Kalesi Tepesi’nin kuzey yamacına Helenistik Dönem’de kurulmuş bir yerleşimdir. Hamaxia, halk arasında “Sinek Kalesi” adıyla bilinmektedir. Antik Çağ coğrafyacısı Strabon, Geografika isimli eserinde kentten bahsederken burayı; gemi yapımında kullanılan kerestelerin elde edildiği, özellikle sedir ağaçlarının bol bulunduğu ve Romalı Komutan Marcus Antonius’un bu bölgeyi Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya hediye ettiği bir yerleşim olarak tanımlamıştır. Günümüze ulaşmış yerleşim kalıntıları oldukça sık çalılıklar ve sert bir maki bitki örtüsü altında olduğundan yapıları ziyaret etmek oldukça güçtür.
Hamaxia içindeki yazıtlardan yola çıkılarak Helenistik Dönem’den Doğu Roma (Bizans) Dönemi’nde kadar iskân edildiği anlaşılan yerleşim, diğer Batı Dağlık Kilikya kentlerinden çok daha iyi araştırılmıştır. Söz konusu yerleşimin araştırma tarihçesi 19. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. Yerleşim yerine ilk ziyareti 19. yüzyılın ilk çeyreğinde F. Beaufort gerçekleştirmiş ve günümüzde Sinek Kalesi olarak adlandırılan kalıntıların Laertes olabileceğini ileri sürmüştür. F. Beaufort’tan sonra 1891 yılında R. Heberdey ve A. Wilhelm bölgeyi ziyaret etmiş; yerleşimi, Beaufort’un bahsettiği gibi Laertes olarak değil, Hamaxia olarak tanımlamışlardır.
R. Heberdey ve A. Wilhelm’in ardından T. Mitford, 1960’lı ve 70’li yıllarda epigrafik belge tespit etme amacıyla neredeyse her yıl yerleşimi ziyaret etmiş ve bu yıllar içerisinde yerleşim yerinden çok sayıda yeni yazıt belgelemiştir. Hamaxia’dan şimdiye dek 46 taşıyıcı blok üzerinde toplam 68 adet yazıt yayımlanmıştır. Avusturyalı mimar G. Huber, yerleşimin mimari planını çıkarmış ve mimari özelliklerini tanımlamıştır. Bununla birlikte G. Huber, yerleşim alanının 2,7 hektarlık bir topografik alanı kapsadığını hesaplamış ve kent nüfusunu 1.000-1.500 kişi olarak tahmin etmiştir.
Erken Hristiyanlık Dönemi’nde Hamaxia’nın varlığını sürdürdüğüne dair epigrafik bir veri bulunmamaktadır. G. Bean ve T. Mitford, Hamaxia’nın geçici olarak MS 3. yüzyılda kent (polis) statüsüne sahip olduğunu düşünmektedirler. T. Mitford bölgeyle ilgili son çalışmasında, Hamaxia’dan Severuslar Dönemi’ne kadar kent statüsüne kavuşamamış bir yerleşim yeri olarak bahsetmiştir. Brandt ise Roma Dönemi’nde Hamaxia’nın Korakesion’un (Alanya) önüne geçtiğini, bu nedenle Korakesion kentinden günümüze pek bir mimari kalıntı kalmadığını belirtmiştir. Antik kaynaklar, Roma İmparatorluk Çağı başlarında Hamaxia’nın kent statüsünde olmadığını göstermektedir. Kent içerisinde bulunan yazıtlar bu kanıyı desteklemekle birlikte, bu durumun uzun sürdüğünü ortaya koymaktadır. Constitutio Antoniniana fermanından sonraya tarihlendirilen bir yazıtta Hamaxia’dan ilk kez kent olarak bahsedilmiştir. Bu yazıt dışında yerleşimin idari statüsüne dair başka bir tarihsel veri bulunmamaktadır.
Hamaxia, yüzeyde görünen yapılarıyla bir Erken Bizans yerleşimi görünümü sunmaktadır. Helenistik Dönem ve Roma İmparatorluk Çağı’na ait yapılar neredeyse tamamen yok edilmiştir; yerleşimin bu erken evresi ancak epigrafik belgeler aracılığıyla kısmen anlaşılabilmektedir. Yerleşim yerinin merkezinde, en yüksek noktada kurulan Erken Dönem Bizans Kilisesi kısmen Helenistik bir kulenin temelleri üzerinde durmaktadır. Kulenin kuzey bitişiğindeki alan; yerleşimin kamu yapılarının ve eksedraların (yarım daire biçimli anıtsal oturma sıraları) odaklandığı bir alandır. Kent içindeki yazıtların büyük bir kısmı burada yer almaktadır. Doğudan batıya belli aralıklarla aynı aks üzerinde sıralanan ve geç dönem binalarının arasına sıkışan yedi adet eksedra yapısı, Roma Dönemi’nde bu aks üzerinde anıtsal bir ana yolun bulunduğuna işaret etmektedir. Eksedra yazıtlarının çoğu özel onurlandırma metinleri içermektedir. Bununla beraber çevre duvarlarının kuzeyine doğru, çok sayıda lahit içeren ana nekropol alanı yer almaktadır. Bu lahitlerin bazıları yakın dönemlerde kaçak kazılarla tahrip edilmiş; lahitlere ait heykellerin ve kabartmaların bir kısmı ise emniyete alınarak Alanya Arkeoloji Müzesi’ne taşınmıştır.
Yazıtlara ve yüzey kalıntılarına göre; Hermes ve Serapis kült alanı, Helenistik Dönem’e ait olduğu düşünülen kule ve batısındaki iki eksedra, kentin kuzeyinde yer alan bir başka eksedra, hamam, kilise, tapınak, agora, çeşme binası, nekropol alanındaki irili ufaklı mezar yapıları ile kenti çevreleyen ve kuzeybata yönünde ilerleyen sur duvarları kentte seçilebilen başlıca kalıntılardır. Çeşitli dönemlerde yüzey araştırmaları gerçekleştirilen kentte, en kapsamlı epigrafik çalışma 2017 yılında yapılmış olup kent içerisindeki 68 yazıtın 32’si yeniden ele alınmış; bunun dışında dört adet yeni yazıtın varlığı daha tespit edilmiştir. Hamaxia, 1990 yılında “I. Derece Arkeolojik Sit Alanı” ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Hamaxia Antik Dönem Yerleşim Yeri Öznitelik Bilgileri:
Yetkili ve Sorumlu Kurumlar:
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü
Telif Hakları ve Kaynakça:
Bu sitede yer alan Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları, Orhan Deniz Kaplan’a aittir.
Hamaxia’a ilişkin araştırma sonuçları, veri ve değerlendirmeler; Tolga Uzun tarafından gerçekleştirilmiş olup “Hamaksia: Yeni Yazıtlar ve Yerleşimin Statüsü” adlı eserden alıntılanmıştır.
antalyakulturenvanteri.com bünyesinde yer alan yazılı ve görsel içerikler, hak sahiplerinin izni olmaksızın çoğaltılamaz, kopyalanamaz ve dijital ya da basılı hiçbir ortamda yayımlanamaz.
Bu metin, mevcut veriler doğrultusunda hazırlanmış olup, yeni araştırma sonuçlarına göre güncellenebilir.
Fotoğraflar:








