Kesik Minare Cami; Antalya ili, Muratpaşa ilçesi sınırları içerisinde, Kılınçarslan Mahallesi Hesapçı Sokak üzerinde kiliseden camiye dönüştürülmüş bir yapıdır. Yapı, doğu-batı istikametinde uzanmakta olup dikdörtgen bir plana sahiptir. Batı tarafında, sonradan yapılan ilaveler açıkça belli olmaktadır. Minarenin şerefeden yukarısı bir dönem mevcut olmadığı için “Kesik Minare” ismiyle anılmaktadır. Bunun yanında “Panagia Kilisesi”, “Meryem Ana Kilisesi”, “Hagia Eirene Kilisesi”, Korkut Cami, “Cami-i Şerif”, “Cami-i Kebir”, “Ulu Cami”, “Kesik Minare” ve “Cumanın Cami” adlarıyla da bilinmektedir.
Roma İmparatorluk Dönemi’nde tapınak olarak inşa edilmiş yapı; Doğu Roma (Bizans) ve Anadolu Selçuklu Devleti Dönemi’nde onarım ve ilave görmüş, 1470-1509 yılları arasında Osmanlı Devleti Dönemi’nde Şehzade Korkut tarafından camiye çevrilmiştir. 1914 yılında yangın geçirmiş, 1974’te cephe ve girişlik kısmı onarılarak etrafı duvar ve korkulukla çevrilmiştir.
Kiliseden camiye dönüştürülen yapı, yedi yapı evresi altında incelenebilmektedir: Birinci evre, yapının ilk özgün hâli olan kareye yakın planlı, üç nefli yapıdır. Haç planlı naos yan neflerden daha geniş tutulmuştur. Naosun doğu ucuna yarım daire şeklinde bir apsis eklenmiştir. Nartheks, yapının batısında yer almaktadır. Olasılıkla MS 8. yüzyıla tarihlendirilen, kilise planının “Kapalı Yunan Haçı” şemasına yaklaştığı üçüncü evrede mevcut taşıyıcı ayaklara ek yapılarak yapının naosu ve yan nefleri, kubbe ve tonozlarla örtülmüştür. Kilisenin batısına haç planlı bir giriş yapısının eklenmiş olduğu dördüncü evre, 12. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Olasılıkla bir deprem yüzünden büyük ölçüde yıkılan kilisenin yeniden düzenlenmiş olduğu beşinci evre, 13. yüzyılın ilk 10 yılı ile ilişkilendirilmektedir. Yeni düzenleme ile kilisenin üzeri beşik çatılı, galerili bir bazilikaya dönüştürülmüştür. İlk apsise ikinci küçük bir apsis de eklenmiştir.
Haç planlı naosun kuzey ve güney yan kolları taşıyıcı ayaklarla ayrılarak yeni yan nefler oluşturulmuş; böylece merkezî yapı yerine beş nefli bazilikal planlı bir yapı ortaya çıkmıştır. Küçük tadilat işlemlerini içeren altıncı evre ile kilisenin camiye dönüştürüldüğü yedinci evre 16. yüzyıl başlarına tarihlendirilmektedir. Kaleiçi yangını sırasında ağır hasar alan yapı, yangın sonrasında terk edilmiş; içi atık malzemelerle doldurulmuştur. 1990’lı yıllarda yapılan kazı çalışmaları sonrasında planı ve çevresindeki diğer antik dönem kalıntıları (stoa, monopteros) ortaya çıkarılmıştır.
Batıya bakan ana cephede, camiye çevrildikten sonra eklenen çıkıntı şeklinde bir portal vardır. Sağ tarafta kare planlı kürsü kısmı portal ile aynı yükseklikte minaresi bulunmaktadır. Karenin köşelerindeki üçgen yontular pabuç kısmını sekizgene dönüştürmüş, minarenin yuvarlak planına geçiş pabucun üstündeki üçgenlerle sağlanmıştır. Silindirik gövdenin altında ve üstünde iki bileziği mevcuttur. Şerefe kaidesi kirpi çıkıntılarla oluşmuş, şerefe korkuluğu ve minare külahı yoktur. Cephenin inşasında devşirme malzemeler kullanılmıştır.
İçeriye, basık kemerli bir kapıdan girilir. Kapının açıldığı mekân haçvari plandadır. Bu kısım apsise doğru uzanan beşik tonoz ile yanlarda yine beşik tonozlu mekânlardan oluşur. Merkezî tonoz ortada manastır tonozu ile ikiye bölünmüştür. Enine uzanan nartheks planı verebilecek şekilde bellidir. Yapı orijinalinde beş neflidir. Orta nef, yan neflerden yüksek ve adeta tonoz hâline gelmiş beşik kemerli ayaklarla ayrılmaktadır. Apsisin iki tarafındaki kemerlerin ortalarına ayrıca kaideli ve başlıklı yuvarlak mermer sütunlar destek olarak eklenmiştir. Ancak soldaki sütun noksandır. Apsis; yarım daireye yakın planlı ve üstte üzerleri yuvarlak kemerli üç pencere boşlukludur. Pencere kemer ayaklarının yuvarlak ve bitkisel kabartma bezemeli mermer levhalarla kaplı olduğu anlaşılmaktadır ki kaplamalardan içe bakan parçalar bugün görülebilir. Orta nefi yan neflerden ayıran ayak ve kemerlerin üzerinde, yine üzerleri beşik kemerli pencereler yer almaktadır. İnşa malzemesi genellikle muntazam kesme taş ve tuğladır. Nadiren moloz taş kullanılmıştır. Taş cinsi kalkerdir. Kaplama ve sütunlarda kullanılan mermer de malzemeler arasında sayılabilir.
Kesik Minare Cami, 1979 yılında “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı” olarak tescillenerek koruma altına alınmıştır. Yapının restorasyon süreci, yapının farklı dönemlere ait mimari katmanlarının korunması amacıyla uzun yıllara yayılan kapsamlı bir çalışma olarak yürütülmüştür. Restorasyon projesi 20 Eylül 2018 tarihinde Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanmış, çalışmalar sırasında yapı ve çevresindeki 1.300’den fazla taş sökülerek kataloglanmış ve numaralandırılmıştır. Özgün taşların mümkün olduğunca yeniden kullanıldığı çalışmalarda yapının tarihî dokusunun korunmasına öncelik verilmiştir. Ana yapıdaki restorasyonun yanı sıra çevre düzenlemesi, giriş bölümü, yağmur suyu sistemi ve arkeolojik alanların düzenlenmesine yönelik çalışmalar da gerçekleştirilmiştir. Külahı bulunmayan ve bu nedenle Kesik Minare adıyla anılan minareye külah eklenmiştir. Restorasyonun tamamlanmasının ardından yapı yeniden ibadete açılmış ve Şehzade Korkut Cami adıyla kullanılmaya başlanmıştır.
Öznitelik Bilgisi:
Kaynakça:
Eren, N., Kırmızı, M., & Kor, S. (2003). Antalya Kültür Envanteri. T.C. Antalya Valiliği.
Koç Üniversitesi AKMED. (t.y.). Panhagia / Meryem Ana / Korkut Camii / Cuma’nın Camii / Cami-i Şerif / Hagia Eirene / Cami-i Kebir / Ulu Cami / Kesik Minare. AKMED Antalya Kent Envanteri. akmed.ku.edu.tr
Fotoğraf:
Orhan Deniz Kaplan (2026)
Telif Hakları ve Kullanım Koşulları:
Bu sitede yer alan Antalya kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları Orhan Deniz Kaplan’a aittir.
antalyakulturenvanteri.com alan adında yer alan metin, fotoğraf, harita, çizim ve diğer tüm içerikler; hak sahibinin önceden alınmış yazılı izni olmaksızın ticari veya ticari olmayan hiçbir amaçla çoğaltılamaz, dağıtılamaz, kaynak gösterilerek veya gösterilmeyerek dijital ya da basılı mecralarda yayımlanamaz. Fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması, yayımlanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suçtur.
Sitedeki içerikler mevcut akademik ve saha araştırmaları doğrultusunda derlenmiş olup, yeni bulgular ışığında önceden haber verilmeksizin güncellenebilir.
Galeri:





