Değirmenözü Gâvur Evi Kaya Mezarı; Antalya ili, Manavgat ilçesi sınırları içerisinde, Değirmenözü Mahallesi’nin 2 km güneyinde, Köprüçay’ın doğu ve batı olarak ikiye böldüğü sarp ve ihtişamlı kayalığın üzerinde konumlanan Asarbaşı Antik Dönem Yerleşimi’nin batısında bulunan bir kaya mezarıdır. Halk arasında “Gâvur Evi” adıyla bilinmektedir. Mezar; Köprüçay’ın çağlayan sularından yükselen sarp kayalığın ulaşılması zor ve yükseklerindeki görkemli duruşuyla, yolun hemen üzerinde, tüm yolcuların göreceği ve hayran kalacağı konumuyla özeldir; mezar sahiplerince böylece ölümsüzleştirilmiştir.
Kaya Mezarı; 1,64 m yüksekliğinde ve 1,50 m enindeki dik üçgen, ahşap taklidi çatısı ile dikkat çeker. Çatı, 0,21 m kalınlığında üç silme ile çerçevelenmiştir. Çatının altında 0,21 m kalınlığında düz bir hattan sonra, 0,50 m uzunluğunda ve 0,16 m yüksekliğinde, simetrik olarak düzenlenmemiş dört yarım yuvarlak hatıl içeriye doğru girmektedir. Hatıllarla arkada yatayda birleşen ve cephe boyunca izlenen 0,17 m yüksekliğinde yatay bir silme görülmektedir. Bu yatay silmenin ardında 2,02 m düz olarak devam eden mezar tavanı, dik açıyla arka duvarla birleşir. Arka duvar 0,70 m aşağıda ölü yatağıyla birleşmektedir. Ölü yatağı 1,10 m eninde, 1,55 m yüksekliğindedir; cephesinde iç ayrıntıları işlenmemiş, iki köpek arasında kuzeye doğru ilerleyen ve elinde bir kuş tutan insan figürü yer almaktadır.
Eski eser kaçakçıları tarafından insan figürünün göbeğine yakın bir alana yerleştirilen dinamitle patlatılması sonucu bu figürün sadece profilden verilmiş bacakları ve elinde kuş tutan sol kolu görülebilmektedir. Elinde tuttuğu kuşun ise sadece ayak, karın ve kuyruğunun bir kısmı bu tahribattan kurtulmuştur. İnsan figürünün, iki yanındaki köpek figürlerinde görüldüğü gibi hiçbir vücut ayrıntısı işlenmemiştir. Köpekler 0,55 m eninde ve 0,72 m boyundadır. Ortadaki insan figürü ise sadece 0,63 m yüksekliğe, yarı beline kadar izlenebilmektedir. Mezar beşik çatısı, dik üçgen formu ile farklı bir görüntü çizerken çatının alt ve yan silmeleri haricinde, alınlığa ahşap dikmeler ve payandalar işlenmemiş, boş bırakılmıştır. Çatının altında görülen dört yarım daire şeklindeki hatıl, mezarın ahşap konut mimarisini taklit eden bir cepheye sahip olduğunu net olarak ortaya koymaktadır.
Kaya Mezarı; sadece yerel ve kendine has mimari anlatımıyla değil, ayrıca yüksek ölü yatağının üzerine işlenen kabartma sahnenin varlığıyla da önemlidir. Burada figürlerin konturlarının kabaca kayadan koparılmış olması ve iç ayrıntılarının işlenmemişliği, stilistik açıdan oldukça ilgi çekicidir. Sahnenin ikonografik ayrıntıları da son derece dikkat çekicidir. Kabartma betimlerin bir ölü yatağının cephesinde yer alması sadece bölgede değil, Anadolu kaya mezarı gelenekleri arasında da rastlanmayan bir anlatımdır. Burada, kuzeye doğru ilerleyen iki köpek figürü arasında, yine aynı yöne gitmekte olan ve olasılıkla havaya doğru kaldırdığı sol elinde bir kuş tutan figür görülür. İki yandaki köpekler, sadece dış konturları ile verilmiş, şematik bir ifade içindedir. Hayvanların başları cepheye dönüktür. “V” şeklindeki uzun, ince yüzde hiçbir ayrıntı işlenmezken yüze göre kısa ve kalın kulakları diktir. Boyun kalın ve gövdeye geçiş belirsizdir. Gövdede özellikle sırtta görülen kavis neredeyse dikmişçesine verilmiş, altta ise ön ayaktan keskin bir hatla bele bağlanan karın şematik işlenmiştir. Ön ve arka bacaklardan cepheye bakan sağ bacaklar işlenmişken arkada kalan sol bacaklar gösterilmemiştir. Bacaklardan ayaklara geçiş belirsiz ve düzdür. Arkada yine ayrıntısız yapılan kuyruk havaya kalkmış ve bir yay çizerek öne doğru uzatılmıştır.
İki köpek figürünün arasında görülen ayakta duran insan figürünün belden yukarısı patlatıldığı için çok fazla detay görülemiyor olsa da profilden verilmiş bir erkek kabartması olduğu rahatlıkla görülebilir. Bu figürün üzerinde elbiseye dair bir iz görülmezken genel şematik ve ayrıntısız anlatım bu figürde de kendini gösterir. Figürün sadece baldırdan aşağısı net olarak izlenebilmektedir. Kuzeye doğru ilerleyen figürün arkadaki sağ bacağı genel ağırlığı taşır nitelikte, dizden hafif kırılmıştır ve ayak tüm tabanıyla zemine basmaktadır. Öndeki sol bacak ise sağa göre dizden daha fazla kırılmış; böylece ileriye doğru yürüdüğü hissini yaratırken ayak tabanının zemine tam basması nedeniyle bir durağanlık da oluşmuştur. Bacakta alt baldırlar intizamlı bir şekilde verilmiş olsa da ayaklar gövde geneline göre uzun, ayrıntısız ve şematiktir. Özellikle ayakların öne doğru düz verilmesi ve kaba bir dışbükey profille sonlanması, ayağında ayakkabı varmış hissini uyandırmaktadır.
Kaya Mezarı’nda görülen ilk ve en göze çarpan özellik; kabartmaların mezarın dış cephesinde değil, ölü yatağının üzerine yapılmış olmasıdır. Anadolu kaya mezarı gelenekleri içerisinde klineler genellikle bir ölü yatağı olarak değerlendirilerek bu yatağa ait ahşap mobilya profillerinin işlendiği görülür. Örneğin Lidya tümülüslerinden Aktepe Tümülüsü’nde klinenin dikdörtgen çerçevesi çeşitli bezemelerle süslenmiştir. Figürler tam olarak anlaşılamamakla birlikte hayvan, süvari ve araba resimlerinin bu ahşap kline cephesine boyama ile işlendiği görülmektedir. Likya’da, özellikle Elmalı Karaburun II Tümülüsü’nde yine mezar sahibinin sosyal statüsüne göre klinelerin friz bölümünde ve alt kısımlarında horoz, tavuk, köpek ya da keklik gibi hayvan betimlemeleri bulunur. Ancak Gâvur Evi Kaya Mezarı’nda olduğu gibi mezar sahibi ve hayvanların birlikte resmedildiği bir başka örnek bulunmamaktadır. Genellikle mezar sahibinin hayatına ve yaptığı işlere yönelik tüm kabartma sahneler dış cephede yer almaktadır.
Bu kabartma sahnelerinin dikkat çeken bir diğer tarafı da stilistik olarak figürlerin sadece ana hatlarının kayadan kabaca kopartılıp iç detaylarının işlenmemiş olmasıdır. Bu durum, bir yarım kalmışlığa işaret edebileceği gibi, günümüzde hiçbir iz kalmamış olsa da ayrıntıların boya ile verilmiş olabileceğini de düşündürmektedir. Ölü yatağı üzerinde yer alan kabartma sahnenin ikonografisi de oldukça ilginç ve önemlidir. Kabartmanın iki yanında görülen ve kuzeye doğru hareket eden iki köpek arasında, yine aynı yöne doğru hareketlenen ve elinde kuş tutan bir insan figürünün varlığı, bir av sahnesinin konu edildiğini göstermektedir. Sahnede belirleyici olan, ortadaki figürün elinde tuttuğu kuş ve iki yanındaki köpek figürleridir. Bu durum, Anadolu’da erken dönemlerden beri bilinen, şahinle yapılan kuş avcılığına dair bir betimleme olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu sahne de kaya mezarının mimarisi ve süsleme anlayışı gibi yerel bir anlatımdır. Mezar sahibi; cesaretini, seçkinliğini ve belki de en sevdiği uğraşı olan avcı kuşuyla çıktığı avı bu sahneyle ölümsüzleştirmiştir.
Bu görkemli kaya mezarı ilk olarak 1841 yılında A. Schönborn’un gezileri sırasında tespit edilmiş; uzun bir sessizlikten sonra 1989 yılından itibaren J. Nollé tarafından Köprüçay yatağında yapılan yüzey araştırmaları sırasında görülerek kısaca değerlendirilmiştir. G. Neumann yazıtları incelerken E. Fuhrmann da kaya mezarlarına kısaca değinmiştir. Ancak anlaşıldığı kadarıyla Köprüçay’ın suları aşılamayıp karşıya geçilemediği için yandan çekilen ve Likya Arşivi’nden alınan bir fotoğraftan yola çıkılarak hazırlanan makalede, Gâvur Evi Kaya Mezarı içerisindeki ve yarım kalmış mezarın üzerindeki kabartma betimlemeler görülememiş; bu büyük eksiklik nedeniyle mezarların tanımında ve tarihlendirilmesinde ciddi hatalar yapılmıştır. Kaya mezarı, 2011 yılında Mersin Üniversitesinden Doç. Dr. Feyzullah Eray Dökü ve ekibi tarafından yeniden incelenmiştir. Kaya mezarının ulaşılmazlığı Akdeniz Üniversitesi Dağcılık Topluluğunun verdiği destekle ortadan kalkmış; mezarın sağlıklı ve ayrıntılı fotoğrafları çekilerek çizimleri tamamlanmış ve eser “Gâvur Evi Kaya Mezarı” adıyla bilim dünyasına kazandırılmıştır.
Değirmenözü Gâvur Evi Kaya Mezarı, 2011 yılında “I. Derece Arkeolojik Sit Alanı” ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Öznitelik Bilgisi:
Kaynakça:
Dökü, F. E. (2011). Eurymedon Vadisi Asarbaşı Yerleşimi Kaya Mezarları. OLBA, 19, 121-158. izlik.org
Fotoğraf:
Orhan Deniz Kaplan (2019)
Telif Hakları ve Kullanım Koşulları:
Bu sitede yer alan Antalya kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları Orhan Deniz Kaplan’a aittir.
antalyakulturenvanteri.com alan adında yer alan metin, fotoğraf, harita, çizim ve diğer tüm içerikler; hak sahibinin önceden alınmış yazılı izni olmaksızın ticari veya ticari olmayan hiçbir amaçla çoğaltılamaz, dağıtılamaz, kaynak gösterilerek veya gösterilmeyerek dijital ya da basılı mecralarda yayımlanamaz. Fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması, yayımlanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suçtur.
Sitedeki içerikler mevcut akademik ve saha araştırmaları doğrultusunda derlenmiş olup, yeni bulgular ışığında önceden haber verilmeksizin güncellenebilir.
Galeri:


