Beldibi Mağarası (Kumbucağı Kaya Sığınağı); Antalya ili, Kemer ilçesi sınırları içerisinde, Akdeniz’den 800 m uzaklıkta olan Beldibi Mahallesi’nin yaklaşık 3 km kuzeyinde yer alır. İnce uzun bir kumsalın kuzey bitiminde, denize doğru uzanan kalker kayalık bir yükseltinin üzerinde ve denize yaklaşık 100 m mesafede bulunan bir kaya altı sığınağıdır. Günümüzde çevresi seyrek orman örtüsü ile kaplı olduğundan bulunması zor bir yerdedir. Antalya-Kemer kara yolu sığınağın çok yakınından geçmektedir; ancak sığınağa bu ana yoldan sadece yürüyerek ulaşılabilmektedir. Mağarada ele geçirilen, her iki tarafı işlenerek balık figürü oluşturulmuş kum taşı heykel, şimdilik Türkiye’nin en eski heykelciği olma kimliğini taşımaktadır. Beldibi Mağarası, Antalya bölgesinin ikinci önemli Prehistorik merkezidir.
Kaya sığınağının ve mağaranın bulunduğu bu kalker kayalığın yöresel ismi Kumbucağı olduğu için bu yerleşmeye “Kumbucağı Kaya Sığınağı” ismi Kazı Başkanı Bostancı tarafından verilmiştir. Buna karşılık bazı yayınlarda, en yakın yerleşim yeri olan Beldibi ismi de kullanılmaktadır. Bu yüzden arkeolojik metinlerde daha çok Beldibi adıyla anılmaktadır.
İlk defa 1956 yılında Enver Yaşar Bostancı tarafından keşfedilen ve arka duvarındaki boyalı resimleri ile dikkat çeken kaya sığınağında kazı çalışmalarına, 1959 yılında kaya resimlerinin önünde 1,5 m genişliğinde ve 1,5 m uzunluğunda bir açma ile başlanmıştır. Derine inildikçe kazılan alanın daralması ve toprak atma problemi yüzünden yeni bir açma ihtiyacı doğmuştur. Bu yeni alan, eski açmaya dik açıda 2,5×2 m boyutlarında açılmıştır. 1959 yılında yüzeyden ancak 452 cm derine kadar inilebilmiştir. Bostancı; 1960, 1966 ve 1967 yıllarında kazının devam ettiğini ve 6 m derinliğe ulaştığını bildirmektedir. Üstteki mağarada ise köylüler tarafından muhtemelen define aramak amacıyla açılan çukurun kesitinden dolgunun özelliği tespit edilmiştir. Köylüler, mağaranın içindeki bu dolgunun büyük kısmını dışarı atmışlardır.
Sığınağın hemen üstünde küçük bir mağara bulunmaktadır. 5 m genişliğinde, 4 m derinliğinde ve 3,5 m yüksekliğinde olan bu mağara, sığınağın taban kotundan 12 m yukarıda yer almaktadır. Mağaranın altında, kayalığın yarım daire biçiminde teras hâlinde denize uzanan kısmında, terasın genişlediği yerde, 3 m uzunluğunda cephesi olan ve derinliği birkaç metreyi geçmeyen bir kaya sığınağı yer almaktadır. İlk arkeolojik kazı çalışmaları burada yapılmış olup 6,20 m derinliğe kadar inilmiştir. Mağara ve kaya sığınağı, av şartları ile barınma açısından oldukça elverişli bir konumdadır. Mağaranın çok yakın çevresinde su kaynağı olup olmadığı bilinmemektedir. Ağaçlıklı alanda yer yer pınarlara sahip çam ormanı ile kaplı olan bu yerleşme; Üst Paleolitik (?), Epipaleolitik ve Neolitik çağ avcıları tarafından zaman zaman bir sığınma ve yurt yeri olarak kullanılmıştır.
Kaya sığınağında yapılan kazıda, ilk üçü iki safhalı olmak üzere yedisi kesin, birisi şüpheli sekiz tabaka tespit edilmiştir. Bu tabakalardan B1 ve B2 olmak üzere iki evreli B tabakası, Neolitik Çağ’a tarihlenmektedir. Modern-Klasik Dönem bulguları veren 53 cm kalınlığındaki A tabakasının altında ortaya çıkan B tabakası birikinti toprağının, sığınak duvarı tarafında 80 cm kalınlığa ulaştığı belirlenmiştir. B1 safhası 53 cm kalınlığındadır ve toprağının yumuşak, humuslu ve kırmızı-kahve renkli olduğu bildirilmektedir. İkinci evre olan B2 safhası ise 27 cm kalınlıktadır ve mineralli toprağının rengi kırmızıdır. Özellikle B2 safhası sırasında kaya sığınağı dolgusu içinde ele geçen kalker blokların, Neolitik Çağ’ın başında yörede meydana gelen depremlerle üstteki kayalık kütleden kopup düştüğü düşünülmektedir. B2 safhasından sonra, B2 ile C1 evresi arasında yağmursal dönemde oluştuğu yorumlanan 20 cm kalınlığında bir tabaka bulunmaktadır. Bu steril (?) tabakada çakmak taşı bulunmamıştır. Bu tabakalara Beldibien I (B1) ve Beldibien II (B2) kültür isimleri verilmiştir.
Çanak Çömlek: Koyu yüzlü açkılı maldan; kaba, beyaz kalker ve deniz hayvanı kabukları katkılı hamurdan yapılmış, iyi fırınlanmamış çanak çömlek parçaları B tabakasının her iki safhasında da seyrek olarak bulunmuştur. Bazı parçaların üzerinde kırmızı renkte bir patinanın olduğu gözlenmektedir. Düz dipli, hafif dışa dönük gövdeli kap parçalarının yanı sıra dar ağızlı kaplar ve çeşitli biçimli tutamaklar da mevcuttur. Buna karşılık bezemeli parçalara rastlanmamıştır.
Yontma Taş: Beldibi/Kumbucağı Kaya Sığınağı’nın B tabakasında, özellikle B2 alt safhasında çakmak taşından bol miktarda alet ve artık bulunmuştur. Bu tabakada ele geçen mikrolit aletler, alttaki Epipaleolitik tabakaların yapım geleneğini devam ettirmektedir. Bazılarında, tıpkı çanak çömlek parçalarında olduğu gibi kırmızı patina görülmektedir. Baskı düzeltisinin olmadığı bu endüstride; çeşitli biçimlerde mikro kalemler, aylar, saplı uçlar, trapez biçimliler, saplı bıçaklar ve ok uçları görülmektedir. Geometrik biçimler daha fazladır. B1 alt safhasında büyük kalemler ve kazıyıcılar da vardır; buna karşılık geometrik formlar nadirdir. Mikrolitlerin oldukça kötü şekillendirildikleri ve sayılarının azaldığı izlenmektedir. Epipaleolitik Çağ mikrolit geleneğinin devam ettiği ama bu endüstrinin yozlaştığı anlaşılmaktadır. Sarp kenarlı dilgiler, yarım aylar, mikro kalemler, yamuk biçimliler, kazıyıcılar ve saplı ok uçları gibi alet örnekleri ile az sayıda orak-bıçak parçası ele geçmiştir.
Beldibi’nin B tabakasının, hem çanak çömlek buluntularına hem de yontma taş endüstrisine dayanarak Doğu Çatalhöyük’ün en alt tabakaları ile çağdaş olduğu ileri sürülmektedir. Buradaki kaya sığınağını ve mağarayı iskân eden küçük toplulukların tarım yapmayı bildikleri yorumlanmaktadır. Enver Yaşar Bostancı, Epipaleolitik kültürün Neolitik Çağ içinde devam ettiğini kabul etmekte; Beldibien I ve II kültürü adı verilen bu dönemde yaşayan göçerlerin avcı ve toplayıcı olduklarını ancak çevredeki yabani tahılları orak-bıçaklarla topladıklarını belirtmektedir.
Beldibi (Kumbucağı)’nın B tabakasının, yorumlara kesinlik kazandıracak bir Karbon-14 (14C) tarihi henüz yoktur. Antalya yöresinin özellikle Paleolitik ve Epipaleolitik Çağ’da birçok küçük topluluğu barındırdığı bilinmektedir. Bu toplulukların avcı ve yoğun toplayıcı ekonomileri ile üretimci dönemi karşıladıkları, çanak çömlek yapımını ise daha kuzeydeki Korkuteli-Burdur yöresi topluluklarından öğrendikleri kabul edilebilir.
1985 yılında I. derece arkeolojik sit alanı ilan edilen Beldibi Mağarası’nda; 2024 yılında Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden Prof. Dr. Burçin Erdoğu başkanlığında başlatılan kazı çalışmalarında önemli bulgulara ulaşılmıştır. A profil açmasında, üst tabakanın altında 40-50 cm kalınlığında, çok kireçli, yoğun malzeme veren ancak çanak çömlek içermeyen bir tabakaya rastlanmıştır. Bu tabakadan Enver Yaşar Bostancı bahsetmemiştir. Büyük taşlardan oluşan kırmızı renkli ve az malzeme içeren tabaka ise bu kireçli tabakanın altında bulunmuştur. Mikrolit aletleri de içeren kireçli tabaka günümüzden 12 bin yıl öncesine tarihlenmiştir. Büyük taşlı kırmızı tabakanın altında ise ana kayanın üzerine oturmuş, 5-10 cm kalınlığında koyu kırmızı bir tabaka gelmektedir ki bu tabaka, Bostancı’nın (C) tabakası ile renk, doku ve malzeme açısından örtüşmektedir.
Beldibi’nde bulunan çanak çömleklerin “en erken örnekler” olduğu birçok araştırmacı tarafından belirtilmişse de Bostancı’nın erken dönem kazılarında bulduğu parçalar kaybolduğu için bugüne kadar detaylı inceleme yapılamamıştır. 2024 yılı kazılarında az sayıda da olsa Beldibi çanak çömlekleri yeniden ele geçmiştir. Bu ilkel görünümlü parçaların geldiği tabakanın radyokarbon tarihleri, Beldibi’nin Batı Anadolu’nun en erken çanak çömleklerini barındırıp barındırmadığını netleştirecektir.
2024 yılı çalışmalarında kaya sığınağının üzerindeki küçük mağarada da kazı yapılmıştır. Enver Yaşar Bostancı bu mağarada çalışma yapmamış ancak kaçak kazılar nedeniyle arkeolojik malzemenin sığınağın önüne süpürülmüş olabileceğini not etmiştir. Son çalışmalar Bostancı’nın bu gözlemini doğrulamıştır. Mağara içinin kazıldığı, arkeolojik malzeme içeren 15-20 cm’lik beyaz dolgunun sadece bir kısmının kaldığı, büyük bölümünün ise 1950’li yıllarda mağara dışına süpürüldüğü anlaşılmıştır.
Beldibi Mağarası (Kumbucağı Kaya Sığınağı) Öznitelik Bilgileri:
Yetkili ve Sorumlu Kurumlar:
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı
T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı
T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
T.C. Antalya Valiliği
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü
Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA)
Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü
Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü
Antalya Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü
Telif Hakları ve Kaynakça:
Bu sitede yer alan Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları, Orhan Deniz KAPLAN’a aittir.
Beldibi Mağarası (Kumbucağı Kaya Sığınağı)’na ilişkin araştırma ve bilimsel sonuçlara ait veri ve değerlendirmeler; Prof. Dr. Burçin Erdoğu tarafından hazırlanan Beldibi Mağarası 2024 Kazı Sonucu ile tayproject.org internet sitesinden alıntılanarak hazırlanmıştır. Beldibi Mağarası 2024 Kazı Sonucunu tarafımızla paylaşarak Beldibi Mağarası hakkında bilgi veren Sayın Burçin Erdoğu’ya teşekkür ederiz.
antalyakulturenvanteri.com bünyesinde yer alan yazılı ve görsel içerikler, hak sahiplerinin izni olmaksızın çoğaltılamaz, kopyalanamaz ve dijital ya da basılı hiçbir ortamda yayımlanamaz.
Not: Bu metin, mevcut veriler doğrultusunda hazırlanmış olup, yeni araştırma sonuçlarına göre güncellenebilir.
Fotoğraflar:








