Idyros Antik Kenti; Antalya ili, Kemer ilçesi sınırları içerisinde, Phaselis’in 8,25 kilometre doğusunda, Kemer ilçe merkezinin 2 km güneybatısında, Ayışığı Plajı yakınlarında; Helenistik Dönem’de kurulmuş, Roma Dönemi’nde büyüyüp gelişmiş ve Doğu Roma (Bizans) Dönemi’ne kadar iskân edilmiş bir liman kentidir. Antik Likya bölgesinin az bilinen kentlerinden biri olan Idyros’ta; nekropol alanı, bazilika, kilise, şapel ve köprü, antik kent sınırları içerisinde günümüze ulaşmış önemli kalıntılar arasındadır.
Idyros Antik Kenti hakkında antik kaynaklarda pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Carl Ritter, “Phaselis’ten kuzeye doğru gidilince Cap Avova kuzey yamacından Egber mevkisinde antik çağlara ait bir gemici barınağı olan şehrin (Idyros Polis…)” olduğunu yazmıştır. Mısır ve Yakın Doğu ile olan deniz trafiği, rüzgârların durumu nedeniyle bu bölgeden yapılmaktadır. İlk çağlarda deniz trafiğinde tespit edilen izlere göre, Mısır’dan Likya’nın batısına giden yelkenli gemiler, Nil ağzından aldıkları rüzgâr ile doğrudan Idyros Limanı’na kadar gidebilmekteydiler. O zamanki gemici dilinde buraya “Idyros” adının verildiği düşünülmektedir. Skylax; Idyros şehrinin Phaselis (Tekirova) ile Lyrnateia (Sıçan Adası) arasında bulunduğunu yazmıştır. Kiepert ise haritalarında kenti, Kemer Dağı’nın güneydoğu sahilindeki koyda (Ay Işığı Plajı) göstermiştir.
1977 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca Idyros Antik Kenti’nde yapılan çalışmalar sonucunda; burada bir Doğu Roma (Bizans) kilisesi ile çevresinde sivil mimariye ait yapılar bulunmuştur. Kilise 25 x 11,50 metre boyutlarındadır. Plan yönünden MS 6. yüzyılda Anadolu’da görülen kiliselerin özelliklerini taşımaktadır.
Kilisenin mevcut duvar yükseklikleri ortalama 80 cm’dir; apsiste bu yükseklik 120 cm’ye ulaşmaktadır. Çalışmalar sırasında çatı örtüsünü belirleyecek herhangi bir buluntuya rastlanmaması, çatının ahşap olabileceği görüşünü ortaya çıkarmıştır. Kazı sırasında odaların birinde bulunan ve toprak damları sıkıştırmaya yarayan yuğma (lo) taşının varlığı, bazı mekânların çatılarının toprak olma ihtimalini akla getirmektedir. Narteks ve baptisteriumda freskli sıva parçalarının bulunması ise bu duvarların fresklerle süslü olduğunu göstermektedir. Kazı boyunca hiçbir sütun ve başlık bulunmadığından, nefleri ayıran stylobat üzerinde de sütun izine rastlanmadığından, sütunların ahşap olduğu düşünülmektedir. Üç nefli kilisenin orta ve yan neflerinde, narteks ve eksonartekste taban mozaikle kaplıdır. Mozaikler; turuncu, kiremit kırmızısı, beyaz ve gri renkli taşlardan yapılmıştır. Geometrik motiflerin çoğunlukta olduğu süslemeler, kalp şeklinde bitkisel bordürlerle çevrilidir. Narteksten orta nefe girişteki kapı eşiğinin önünde beş satırlık bir mozaik kitabe bulunmaktadır.
Kilisenin güneyinde bir şapel ortaya çıkarılmıştır. Şapel, kilise apsisinin daha ilerisine doğru uzanan 7,55 x 5,20 metre boyutlarında dikdörtgen bir yapıdır. Kilisenin güney nefinin apsise yakın bir yerinden açılan bir kapıdan sonra gelen koridor, şapelin narteksine açılmaktadır. Koridorun tamamı ile narteksin bir kısmı mozaikle kaplıdır; narteksin diğer kısımları ise tuğla döşelidir. Buradaki mozaikler de geometrik motiflidir.
Kilisenin kuzeyinde ise baptisterium (vaftizhane) bulunmaktadır. 7,35 x 6,65 metre boyutlarında dikdörtgen bir oda şeklinde olan bu yapının, kuzey nefin apsise yakın bir yerinden kilise ile bağlantısı vardır. Baptisterium iki farklı evre göstermektedir ve tabanı mozaik döşelidir. Kazı sonunda kilise çevresinde, birbiriyle irtibatlı müştemilat odaları ortaya çıkarılmıştır. Kilisenin taban seviyesinin altında görülen, düzgün olmayan moloz taşlar ve toprak harçla yapılmış sıvasız duvarların kiliseden daha eski bir döneme ait olduğu anlaşılmaktadır. Küçük buluntu ve sikkelerden; alt seviyedeki duvarların MS 4. yüzyıla, kilisenin MS 6. yüzyıla ait olduğu, MS 7. yüzyılda ise eksonarteks ve baptisterium ilavesiyle bir tadilat yapıldığı saptanmıştır.
Kilisenin ve önündeki caddenin batısında sivil mimariye ait yan yana odalar bulunmaktadır. 1977 yılı kazıları kentin sadece bir bölümünü kapsamıştır. Yüzey araştırmaları; Doğu Roma (Bizans) Dönemine ait kalıntıların güneydoğuya, dere yatağına kadar uzandığını ve bir köprü ile karşı kıyıya bağlandığını göstermektedir. Tespit edilen Klasik Çağ nekropolü ve Kocaburun’un gerisindeki tepede bulunan surlar; Idyros’un Klasik, Helenistik ve Roma dönemlerinde de önemli bir yerleşim olduğunu kanıtlamaktadır.
Idyros’ta ikinci dönem arkeolojik kazı çalışmaları 2017 yılında başlamış olup günümüzde sürmektedir. Idyros Antik Kenti sit alanı sınırları ilk olarak Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 13.3.1976 gün ve 8995 sayılı kararı ile belirlenmiş, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 20.03.1991 gün ve 1078 sayılı kararıyla antik kent çevresindeki bazilika, Çalış Tepe Kalesi ve yapı kalıntıları tescil edilmiş, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünun 24.02.2000 gün ve 4516 sayılı kararıyla da sit alanı sınırları “I., II. ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı” olarak koruma altına alınmıştır.
Idyros Antik Kenti Öznitelik Bilgileri:
Yetkili ve Sorumlu Kurumlar:
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü
Telif Hakları ve Kaynakça:
Bu sitede yer alan Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları, Orhan Deniz KAPLAN’a aittir.
Idyros Antik Kenti’ne ilişkin araştırma sonuçları, veri ve değerlendirmeler; Ali Önce, Emel Işık ve Hürmüz Ceylani tarafından gerçekleştirilmiş olup “T.C. Antalya Valiliği – Antalya Kültür Envanteri” adlı eserden alıntılanmıştır.
antalyakulturenvanteri.com bünyesinde yer alan yazılı ve görsel içerikler, hak sahiplerinin izni olmaksızın çoğaltılamaz, kopyalanamaz ve dijital ya da basılı hiçbir ortamda yayımlanamaz.
Not: Bu metin, mevcut veriler doğrultusunda hazırlanmış olup, yeni araştırma sonuçlarına göre güncellenebilir.
Fotoğraflar:











