Kırkgöz; Antalya ili, Döşemealtı ilçesi sınırları içerisinde; Korkuteli, Bucak ve Ağlasun’a uzanan geniş bir havzadan çok sayıda irili ufaklı düdenden yer altına batarak Antalya’ya yönelen, dağların altından geçip dağların güney eteklerinde ortaya çıkan, Antalya’nın en önemli içme suyu kaynaklarından biridir. Halk arasında suyun kırk farklı gözden çıktığına inanıldığı için bu kaynak “Kırkgöz” adıyla bilinmektedir.
Kırkgöz kaynaklarının beslenme alanı; Korkuteli ve Bucak’ı kapsayan, Ağlasun’a uzanan çok geniş bir bölgedir. Bu havzadan Antalya’ya doğru doğal bir yüzeysel akış olmamasına karşın fazla sular; yukarıda anılan Kovanlık tünelinden, iki düdenden ve başka çok sayıda irili ufaklı düdenden 800 kotlarında yer altına batarak dağların altından geçip 15 km aşağıda, dağların güney eteklerinde 300 kotlarında bir çizgi boyunca açığa çıkmaktadır. Bu sular, eski Antalya-Burdur kara yolunun 30. kilometresinde yer alan, Kırkgöz-Düden su sisteminin Döşemealtı Platosu’ndaki başlangıcı olan Kırkgöz Kaynakları’dır. Bunların Maltagözü, Ortagöz, Tehnelli Pınar ve Örtülü Pınar gibi çok sayıda adı vardır. Günümüzde bunlardan en çok bilineni, eski Kırkgöz kahvelerinin bulunduğu yerdeki Pınarbaşı Kaynağı’dır. Batı’ya doğru Kocagöz, Karanlık Göz, Kazıklı Göz, Balıcak Göz gibi kaynaklar sıralanmaktadır.
Asıl olarak kireç taşlarından oluşan bölge; yer altı boşlukları, inler, obruklar, galeriler gibi göstergeleriyle karstik jeolojik yapının doğal bir müzesi gibidir. Bu yapının doğal bir ögesi olan “düden” sözcüğü yer altı gideri, ırmağı anlamıyla teknik dilimize de yerleşmiştir. Antalya kentinin kuzeyinde, denizden 10 km içeride 250 kotlarından başlayıp 30 km daha yukarıda, dağ eteklerinde 350 kotlarında son bulan bu bölge “Döşemealtı Platosu” olarak adlandırılmıştır. Günümüzde Döşemealtı ilçesi bu bölge içerisinde yer almaktadır. Üzerinde barındırdığı antik yollar, hanlar, su kanalları, çeşmeler, sarnıçlar gibi pek çok yapı kalıntısı bu yörenin çok zengin bir tarihsel geçmişe sahip olduğunu göstermektedir. Bunlardan en önemlisi de en eski, tarih öncesi insan topluluklarının yaşadığı Karain’dir. Kırkgöz kaynaklarının 2 km güneyinde, Yağca Mahallesi’nde dağ eteklerinde bulunan bu mağara, Türkiye’nin ilk araştırılan tarih öncesi yerleşim yerlerinden biridir.
Kurak mevsimlerde akarsu ve göllerin kuruyup hiç su görülmediği durumlarda bile Kırkgöz suları ortalama 10 m³/s debisiyle kaynamayı sürdürmektedir. Bu durum yer altında birçok karstik boşluk, in ve gölün bulunduğunu göstermektedir. Yukarıdaki ovaların toz ve çamuruna karşın batan sular, bu düden ve inlerde iyice süzülerek berrak bir görünümle açığa çıkarlar. 1996 yılında bir su altı ekibi, yüzlerce metre derinlik ve büyüklükteki bu inlere dalarak inceleme ve araştırma yapmıştır. Bu büyük yer altı göllerinde çok sayıda balık yaşamaktadır. Geçmişte bunların sürüler hâlinde dışarı çıktıkları, halkın sulama kanalları ağızlarında sepetlerle balık topladığı bilinmektedir. Kanal başlangıçlarında hâlen balık çıkmaktadır.
Kaynak suları burada yıllara, mevsimlere ve çevre koşullarına göre değişen büyüklükte göl oluşturmaktadır. Göl kabarmalarından etkilenmemesi için 1970’li yıllarda Antalya-Burdur kara yolu biraz uzatılmak zorunda kalınmış; doğuya doğru dairesel bir kurb yapılarak Çubuk Boğazı’na girilebilmiştir. Sulak alan kıyılarında geçmişte kahveler, lokantalar işletilmiştir. “Kırkgöz Kahveleri” olarak anılan bölge Antalya’nın kuzey kapısı sayılmış; Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk de 1930 yılında Burdur üzerinden Antalya’ya ilk gelişinde burada karşılanmıştır.
Antalya kentinin içme suyu ihtiyacını karşılayan Duraliler ve Mağara kaynaklarının Kırkgöz su kaynaklarından gelmesi nedeniyle Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün 31.1.1996 gün ve 2820 sayılı kararıyla genişletilmiş; 13.2.1997 gün ve 3234 sayılı kararıyla da genişletilen “1. Derece Doğal Sit Alanı”na bu alanın doğusundaki su kaynaklarının uzantısı olan Bıyıklı Düdeni ve bu düdenin kaynağı ilave edilerek Kırkgöz, Karain Mağarası ve çevresi “1. Derece Doğal Sit Alanı” sınırı nihai şeklini almıştır.
Öznitelik Bilgisi:
Kaynakça:
Büyükyıldırım, G. (2012). 20. Yüzyılda Su İşleri ve Antalya. Ankara: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü.
Ercenk, G. (2012). Dünden Bugüne Döşemealtı. Antalya: Antalya Ticaret ve Sanayi Odası.
Fotoğraf:
Orhan Deniz Kaplan (2021)
Telif Hakları ve Kullanım Koşulları:
Bu sitede yer alan Antalya kültür ve tabiat varlıklarına ilişkin tüm görsel içeriklerin (fotoğraflar dâhil) telif hakları Orhan Deniz Kaplan’a aittir.
antalyakulturenvanteri.com alan adında yer alan metin, fotoğraf, harita, çizim ve diğer tüm içerikler; hak sahibinin önceden alınmış yazılı izni olmaksızın ticari veya ticari olmayan hiçbir amaçla çoğaltılamaz, dağıtılamaz, kaynak gösterilerek veya gösterilmeyerek dijital ya da basılı mecralarda yayımlanamaz. Fotoğrafların izin alınmadan kopyalanması, yayımlanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suçtur.
Sitedeki içerikler mevcut akademik ve saha araştırmaları doğrultusunda derlenmiş olup, yeni bulgular ışığında önceden haber verilmeksizin güncellenebilir.
Galeri:


